Taşımazlar üzerinde fiili hâkimiyet kurulmasına zilyetlik denir. Korunmaya değer bir haktır. Bu bazen hakka dayalı bir şekilde kurulur. Bazen de haksız zilyetlik durumu olabilir.

            Zilyetlik asıl olarak mahkeme yoluyla korunsa da 3091 sayılı kanunla idari yoldan da korunabilmektedir. Taşınmazlara yapılan tecavüzleri önlemek amacıyla idarenin kanuna dayalı müdahalesi söz konusudur.

            İllerde valiliklerin ilçelerde kaymakamlıkların görevlendirdiği birimlere müracaat ederek hakkınızı arayabiliriz.

            Gerçek ve tüzel kişilere ait yerlerle birlikte, devlete ait sahipsiz yerler, kamu malları da bu idareye başvuruya konu olabilir.

            Taşınmaza zilyet olan gerçek ve tüzel kişiler, kamu kurumları ve taşınmaz köy tüzel kişiliğine aitse köy halkından herhangi bir kimse bir müdahale olduğunu görürse ilgili birime müracaat edebilir.

            Taşınmaz üzerinde tecavüz olduğunu öğrendikten sonra 60 gün içinde her hâlükârda tecavüzden bir yıl içinde başvuru şarttır. Bu süre hak düşürücü süredir. Ama devlet malları için bir süre aranmaz.

            İdare başvurulunca her yıl belirlenen bir miktar harç alınır. Ödenen harç mahkemeye göre oldukça uygundur. Bir de ulaşım için araç ücreti takdir edilir. Araç ücretinin belirlenmesinde mesafe önemlidir.

            Başvurudan sonra makul sürede, belirlenen araçla birlikte karar vermeye yetkili memur ya da onun görevlendiği memurlar taşınmazın başına giderler. Tarafların tanıkları, tarafsız mahalli ve teknik bilirkişiler ile muhtar dinlenir. İfadeler yeminlidir ve yapılan keşif 15 gün içinde karara bağlanır.

            Eğer bu karara taraflar uymaz ve tecavüzler devam ederse, mağdur taraf yeniden idare başvurur ve ikinci bir idari men kararı aldırır. Buna rağmen müdahale son bulmazsa ikinci kararla Cumhuriyet Savcılığına başvurabilir. Gerçek ve tüzel kişilerin taşınmazlarına tecavüzlerde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilebilmektedir. Devletin taşınmazlarına yapılan tecavüzlerde ise bu ceza oranları iki katı daha fazla olacaktır.

            İdari karar çıktıktan beş gün sora ilgili memur kararın infazını yapar. Aynı zamanda kararı beğenmeyen taraf ise 60 gün içinde idari yargıya başvurup kararın iptalini de isteyebilir.

     Görüldüğü gibi taşınmazlara yapılan müdahaleler için idari yoldan da oldukça pratik bir çözümde mevcuttur. Maliyeti mahkemeye göre daha azdır. Süre olarak da daha çabuk neticelenmektedir. Yaptırımları da göz ardı edilemeyecek kadar yeterlidir.

            Fakat tabi ki bu kararlarında itiraz merci mahkemelerdir. Bir itiraz durumunda son söz hâkimin olacaktır.

                        Çiftçilerimiz için faydalı olması temennisiyle.

 

Av. Serap EVCİMEN ÇİÇEK

29.06.2020 – Ankara

s.evcimencicek@gmail.com