Tarımda girdi ve ürün piyasaları az sayıda güçlü uluslararası firmanın kontrolü altına girdi. Tarımsal ürün ticaretinde 10 firmanın pazar payı %90, gıda ve içecek işlemede 10 firmanın pazar payı yine %90, bitki koruma ilaçlarında 5 firmanın pazar payı %84, veteriner ilaçlarında 10 firmanın pazar payı %75, tarım makinelerinde 10 firmanın pazar payı %65.

Bu oranları Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli veriyor.

Bu hakimiyet oranı tekelleşme değil, artık kartelleşme boyutuna varmış olduğumuzu göstermiyor mu?  Firma sayılarını topladığınız zaman 45’i buluyorsunuz ama, doğru sayı bu da değil. Aynı firma hem tarımsal ürün ticareti hem gıda işleme yapabiliyor. Bitki koruma ilacı üreten bir firma veteriner ilaçlarını da üretiyor.

Deneyimlerimize dayanarak söyleyebiliriz ki; bu 45 firmanın en az yarısı aynıdır.

Daha hazini ise; tarımsal girdi üreten firmalar arasında %100 yerli sermayeli olan yok. Asıl odaklanılması gereken nokta da burası. Şirket tarımını kabul edemezken, yabancı şirket tarımına geçmişiz. Aslında haberimiz vardı ama acı gerçeği tarım ve gıda bağımsızlığının bu kadar ön plana çıktığı salgın döneminde bir kez daha en üst perdeden hatırlamış olduk.

 

Tohumda Maliyet Artıyor, Destek Yerinde Sayıyor

Tohumculuk sektörüne destek olmazsanız tarımda istediğiniz verimi, kaliteyi yakalayamazsınız ve bağımsız olamazsınız. Dış ticaret fazlası zaten hayâl olur.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bitkisel üretimde en temel girdi ve gıda zincirinin en önemli halkasını oluşturan stratejik ürün tohumluktur. Tohumluk üretimlerinin maliyeti normal ürün üretimine göre daha yüksektir. Araştırma–geliştirme (AR-GE) çalışmaları, (ıslah, teknoloji geliştirme vb.) tohum işleme ve sertifikasyon işlemleri tohumluk üretimi için ek maliyet demektir.

Peki, ürünün garantisi olan sertifikalı tohumu kullanan çiftçiye ve tohumu üreten sektöre ne veriliyor, belki daha önemlisi ne alınıyor?

Tohum Dağıtıcıları Alt Birliği (TODAB) Başkanı Aykut Hacıoğlu bu soruya özetle şöyle cevap veriyor; ‘’Çiftçimize sertifikalı tohum kullanması için 2005 yılından itibaren dekar başına 3 TL destek verilmeye başlandı. Bu destek hububat tohumlarında 2015 yılından bugüne kadar dekar başına 8,5 TL olarak devam etti. Yine 2005 yılında dekar başına 5 TL olan baklagil tohumu desteği 2016 yılından beri dekar başına 20 TL olarak veriliyor.

Buna karşın 2005 yılında 10 TL olan tohumluk üretimleri için belirlenen tarla kontrol ücreti 2020 yılında 125 TL’ye, laboratuvar analiz ücretleri 45 TL’den 300 TL’ye, Uluslararası Tohum Test Birliği ve Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) belge ücretleri 11 TL’den 125 TL’ye çıkarılarak sırasıyla %1250,  %667 ve %1136 oranında artırıldı.

2005-2019 yılları arasındaki yurt içi sertifikalı tohumluk kullanım destek oranları incelendiğinde ise yemeklik tane baklagil ve yem bitkileri türleri dışında %0 ile %300 arasında kaldığı görülür. Bu artışlar girdi maliyetlerindeki ve Tarım ve Orman Bakanlığı döner sermaye ücretlerindeki artışa göre çok geride kalmıştır.

Bu fark tohumluk fiyatları ile ürün fiyatları arasındaki makasın açılmasına neden olmuştur. Bu durum çiftçilerin sertifikalı tohumluk kullanımı yerine Tarım ve Orman Bakanlığı veya Bakanlığın yetki verdiği birimlerce kontrol edilmemiş, hastalık bulaştırma olasılığı yüksek, kayıt dışı üretim materyali kullanımı riskini artırmaktadır. Bu nedenle tohumluk kullanım desteklerinin girdi ve ürün fiyatlarındaki artışlar dikkate alınarak düzenlenmesi sağlanmalıdır.’’

 

Süt Fiyatı Artık Sabit Kalamaz

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru’nun sosyal medyadan paylaştığı mesaj son üç ayda hayvancılığın en önemli girdisi olan yemdeki fiyat artışlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Buğday samanında artış %87, kuru yoncada % 28,5, süt yeminde %16. Ortalama olarak %44’lük bir atış var.

Şimdi bu artışın çiğ süt fiyatlarına bir nebze de olsa yansıması gerekir diyorsanız, haklısınız. Ama sahadaki durum öyle değil. Bırakınız son üç ayı, geçtiğimiz 2019 yılının kasım ayından bu yana yani tam 10 aydır çiğ süt fiyatı 2 lira 30 kuruştan devam ediyor. Bu fiyatında her bölgede uygulanmadığı ve çiftçimizin eline 2 liranın biraz üzerinde para geçtiği de aşikâr.

Açıkça ifade etmek gerekir ki; artık artan maliyetler durdurulamaz hale geldi. Her şey zaten dövize bağlıydı. Kurlar malum… Süt fiyatının bir süre daha sabit kalması hayvanların kesime gitmesi demek, çiftçimizin üretimden kopması demek.

Üretici acil fiyat artışı bekliyor.

Adana Çiftçiler Birliği Bşk. Mutlu Doğru’nun paylaşımı

Buğday Samanı

01 Haziran 2020 - 0.40 TL/Kg

25 Ağustos 2020 - 0.75 TL/Kg

Kuru Yonca

01 Haziran 2020 - 1.05 TL/Kg

25 Ağustos 2020 - 1.35 TL/Kg

23 HP Süt Yemi

01 Mart 2020 - 1.81 TL/Kg

25 Ağustos 2020 - 2.11 TL/Kg