Corona virüs (covid-19) salgını Dünya'nın tüm ekonomilerinde olduğu gibi ülkemiz ekonomisinide etkiledi.Salgının yayılmaya devam etmesikısa vadede etkisini kaybetmeyeceğini gösteriyor.Salgınla birlikte gıda tedarik zincirleri ve market raflarının boşalmaması adına yerli tarımın ve üretimin vazgeçilmez olduğu toplumun tüm kesimi tarafından kabul görmüştür.
 Bu çerçevede tüm ülkeler ekonomilerini desteklemek için, önlem paketleri hazırladı. Ülkemizdede bu amaçla 100 milyar liralık bir paket hazırlandı. Ancak ülkemiz ekonomisinin en önemli sektörlerinden biri olan tarım sektörünün ihtiyaçları bu pakette yer almadı.
Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) olarak bu eksikliğin en kısa zamanda giderilmesini ve özellikle tarımın/ kırsalın sıkıntılarını gidermeyi amaçlayan, önlemlerin acilen alınmasını bekliyoruz.

Kriz dönemlerinde en önemli sorunlarından biri toplumun yeterli ve sağlıklı beslenmesini garanti altına almaktadır. Gıda üretimi ve gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyan tarımın sorunlarının giderilmesi, bu açıdan son derece önemlidir.
⦁    Tarımsal üretimin artırılmasının en önde gelen koşulu, çiftçinin yaptığı üretimden para kazanması ve alım garantisi verilmesidir. Bunun koşuluda yeterli ve zamanında desteklemelerdir.
⦁    Ülkemizde tarımsal üreticilerin girdi maliyetlerinin artması nedeniyle, üretimi sürdürmekte zorlandıkları ve bu nedenle işlenmeyen tarım topraklarının, son yıllarda hızla arttığı gerçeğidir. Dolayısıyla tarımla ilgili alınacak önlemlerde; üretimi teşvik edecek, ithalata bağımlılığı azaltacak önlemlerin alınması noktasında, üreticilere yönelik ayrı bir pakete acilen ihtiyaç vardır.
⦁    Salgınla başlayan ve bugüne kadar atılmış adımlar, genellikle üreticilerin hakettiği ve geçmiş yıllardan kalan tarım desteklerinin ödemeleri yada ödeme planlarının öne çekilmesi şeklindeki yapılan açıklamalardır. Ayrıca Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Birliğine olan borçların yapılandırılmasını içermektedir.
⦁    Halbuki; Dünya da krizin açtığı yaraları sarmak için, olağanüstü önlemler alınmakta, çeşitli ek fonlar yaratılmaktadır. Ülkemizde açıklanan pakette ise; tarım sektörünün sürdürülebilirliğini sağlayabilecek önlemleri kapsamamaktadır.
  
Ekim-dikim mevsiminde üretim aksamamalı:

 -Ülkemiz coğrafyasında bölgelere göre değişiklik göstersede, ilkbahar mevsiminde çiftçinin tarlasında, bağında- bahçesinde, ahırında vb. alanlarda tarımsal faaliyetin sürdürüldüğü bir dönemdir.
-Mevsimsel olarak sebze tohumlarının fide ve çeşitli fidanların nakli ile birlikte, ekim ve dikim zamanıdır. Örtü altı üretim, gübreleme, ilaçlama, çapalama ve erkenci çeşitlerde meyve hasatı da dikkate alındığında, çiftçinin tohumla toprağı buluşturma zamanıdır.
- Bununla birlikte yaşlanan kırsal nüfusun bir bölümünün 65 yaş üstü yasağına takılanlar için yöntemler geliştirilmeli, hijyenik malzemeler sağlanarak, tarımsal faaliyetlerini sürdürmelerine fırsat verilmelidir.
 -Ayrıca; Tarsim' de (Tarım Sigortaları Havuzu) görevli tarım eksperlerinin mevsim itibarıyla hasar gören tarımsal ürünler için sahaya çıkma zamanıdır.Ancak bu eksperlerinde çoğunluğu 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağına takılacaklardır. Çiftçilerin sigortalı ürünlerinin sekteye uğramaması açısından aynı kolaylığın sağlanması gerekir.

 Mevsimlik tarım işçilerin sorunları ve alınacak önlemler: 

 -Aynı şekilde mevsimsel olarak ekim, dikim, çapalamadan hasata kadar tarımsal faaliyetlerin önemli bir bölümü mevsimlik tarım işçileri tarafından yürütülmektedir. Özellikle Adana, Ş.Urfa, Ege Bölgesi ve Karadeniz Bölgesi illerimize, topluca zor şartlar altında gelerek çadırlarda sağlıksız koşullarda yevmiyeli olarak çalışmaktadırlar. Çevresel faktörlerde dikkate alınarak, sağlık sorunları barınmaları, zorunlu ihtiyaçları, salgına karşı hijyenik malzemeler, iller arası nakil vb. sorunları zaman kaybetmeden belirlenmelidir.
-Bu çerçevede, önümüzdeki sezonda da tarımsal üretimin aksamadan yürütülmesi, gelecekte gıda krizi yaşamamak ve boşalan gıda market raflarınıda sürekli doluluğun sağlanması için, tarım ve kırsala artık hakettiği değer verilmelidir.
-Tüm bunların dışında tarım alanında kısa ve uzun vadede üretim planlamasıyla, ülkemize özgü çiftçi odaklı kalıcı ve köklü bir tarım politikası oluşturulmalıdır.

⦁    Tarımsal girdilerden alınan KDV ve ÖTV başta olmak üzere vergiler kaldırılmalı yada düşürülmelidir.
⦁    Üreticinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan tüm borçları faizsiz olarak (3 ay değil) en az bir yıl ertelenmeli, ertelenen borçlarda 3 yıl ödemeli olarak yeniden yapılandırılmalıdır.
⦁    Çiftçinin enerji borçlarının tarımsal destekleme ödemelerinden mahsup edilmesine son verilmelidir.
⦁    Tarımın sürdürülebilirliği açısından üretimle ilişkili borçları nedeniyle elektrik, su ve doğalgaz kesintisi yapılmamalı
⦁    Üretici desteklemeleri tarım yasasının ön gördüğü seviyeye çekilmelidir.
⦁    2020 yılı tarımsal desteklemenin (22 milyarın) yarısı avans şeklinde çiftçiye CKS kayıdına göre nakit olarak ödenmelidir.
⦁    Hileli gıdalara karşı denetimler artırılmalıdır.
       
Toplumsal dayanışmanın artırılması krizlere karşı mücadelede en önemli faktördür. 

TZD olarak kriz dönemlerinde en önemli faktörün toplumsal dayanışma olduğu düşünüyoruz. Toplumsal dayanışmanın artırılması için en gerekli unsur ise; güçlüklerin paylaşılması, gelir düzeyleri arasındaki farklılıkların törpülenmesi, krizin getireceği yüklerin adeletli olarak paylaşılmasıdır.  Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda adımlar atılmasını bekliyor, tarım kesimi çalışanları olarak toplumca yürütülecek bu mücadelede üzerimize düşen görevleri üstlenmeye hazır olduğumuzu, bu vesileyle bir kez daha tekrarlıyoruz.