Biliyorum, Covid -19 küresel salgınında kimsenin önceliği süs bitkileri değil. Ama unutulmasın ki yüz binlerce insan bu işten ekmek yiyor. Ciddi bir ekonomi oluşuyor, ihracat da cabası. Bu nedenle bu haftaki yazımız için Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği (SÜSBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dündar ile konuştuk.

Dündar, pandemi sürecinde tarım sektörü içinde en çok zararı süs bitkileri sektörünün gördüğünü ifade etti. Dündar, “Sektörün pandemiden etkilenme dönemlerini 15 Mart -15 Nisan ve 15 Nisan sonrası olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. 15 Mart'tan hemen sonra sokağa çıkma yasakları, gümrük kapılarının kapanması ve turizm sektörünün durması özellikle Antalya, Adana ve Mersin'deki üreticilerimizi çok kötü etkiledi. O dönem tam da bitkilerimizin toprakla buluşması gerektiği dönemdi. Ürünlerimiz seralarda kaldı. En çok kesme çiçek ve mevsimlik çiçek üreticilerimiz etkilendi” dedi.

15 Nisan'dan sonra ise, iklim şartlarının iyileşmesi ve hayatın biraz daha olağanlaşması ile birlikte süs bitkilerine olan talebin artmaya başladığını ifade eden Dündar, “Özellikle mevsimlik çiçeklerimize talep arttı. Biz bu dönemde insanlarımızın hayatın sadece yemeden ve içmeden ibaret olmadığını anladıklarını gördük ve çok mutlu olduk. Süs bitkilerinin lüks tüketim unsuru olmadığını, ihtiyaç olduğunu defalarca söylemiştik. Vatandaşlarımız korona sürecinde yaşadıkları travmayı süs bitkilerine yönelerek atlatmaya çalıştılar” ifadelerini kullandı.

Satışların artmasının sektörün kazanmaya başladığı anlamına gelmediğini, 15 Nisan'dan sonra artan satışların aynı oranda gelir yaratmadığını açıklayan SÜSBİR Başkanı Ahmet Dündar, “Fiyatlar arz- talep dengesine göre oluşmadı. Yok satılan bir ürünü bile maliyetinin altında satışa sunmak zorunda kaldık” dedi.  Sektörün yaralarının sarılması için alınması gereken bütün önlemlerin Cumhurbaşkanlığına, Tarım ve Orman Bakanlığına ve belediyelere iletildiğini anlatan Dündar, şimdiye kadar net bir sonuç alınamadığını açıkladı.

Dündar, “Biz öyle bir zarar gördük ki; sermayemizi kaybetme yani bir daha üretim yapamama durumuna geldik. Bu nedenle Ziraat Bankasına borcu olan üreticimizin borçlarının bir yıl süreyle faizsiz ertelenmesi gerekiyor. Ayrıca iki yılı ödemesiz, beş yıl ödemeli ve faiz indirimli yatırım kredisi, zarar gören firmalarımıza işletme kredisi olarak tahsis edilmeli. Ayrıca bizim çiçeklerimizi satan perakendeciler de dahil olmak üzere tüm sektörün mücbir sebep düzenlemesinden yararlanması gerektiğini Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara ilettik. Bu önlemler hayata geçmedi ve mücbir sebep kapsamına da alınmadık” dedi.

Süs bitkileri sektörünün üretime başlarken yaptığı yatırımın ve ürünlerin katma değerinin diğer tarımsal ürünlere göre çok yüksek olduğunu anlatan Dündar, Tarım ve Orman Bakanlığının süs bitkileri sektörünü farklı bir ölçekte değerlendirmesi gerektiğini yıllardır ifade ettiklerini söyledi.

Mazot ve gübre destekleri gibi her ürüne verilen desteklerin süs bitkileri üretimi için hiçbir şey ifade etmediğini vurgulayan Dündar, “Bizim süs bitkileri ürün grubu olarak ayrı değerlendirilmemiz gerekiyor. Ürünlerimize özel destek mekanizmaları devre alınmalı” ifadelerini kullandı. Dündar, KDV konusunda ise, “Ülkemizde genel KDV oranı ile süs bitkileri KDV oranı aynı. İkisi de %18. Oysa ki; Hollanda, Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde süs bitkilerinin KDV'si genel KDV'nin %30'u dolayında. Ayrıca ülkemizde tarım sektörü içinde KDV'si %18 olan tek sektör biziz. Bu haksızlığın artık giderilmesini istiyoruz. Süs bitkilerinin KDV'si %8 olmalı” dedi.Önceden dış ticaret açığı veren sektörün kısa bir süre içinde ihracat fazlası vermeye başladığını ve 2019 yılında 80.4 milyon dolarlık ihracat, 43 milyon dolarlık ithalat yaptıklarını söyledi.

Yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının yerli bitkileri kullanmaları gerektiğini anlatan Dündar, sektörün üretim alanları ile ilgili taleplerini de şöyle açıkladı: “Üretim ve ihracat verilerimizin gösterdiği gibi hızla büyüyen bir sektörüz. Yer talebimiz bitmeyecek. Tarım ve Orman Bakanımızın 2019 yılının başında ormanlık alanlarda süs bitkilerinin yetiştirilebileceği ve özel orman fidanlığı kurulacağı müjdelerinin yasal altyapılarının hazırlanmasını bekliyoruz. Ayrıca 2017 yılında yürürlüğe giren hazine arazilerini kullanmamızı düzenleyen uygulamalardan pratikte yararlanamadığımızı da ifade edeyim. Ülkemizdeki bütün orman fidanlıklarının misyonunun tekrar gözden geçirilmesi gerekir. Özel sektörün dinamizmini orman fidanlıkları için kullanalım.”