Kılınç, yaptığı yazılı açıklamada, dünya meyve suyu pazarının 38,9 milyar litreye ulaştığını, Türkiye'de ise üretimin bu yıl 700-750 milyon litre arasında değişeceğini bildirdi.

Dünya toplam meyve suyu üretiminin yüzde 2'sini Türkiye'nin gerçekleştirdiğini aktaran Kılınç, sektörün en çok şeftali, elma, vişne, kayısı ve üzün gibi meyveleri kullandığını aktardı.

Kılınç, Türkiye'de kişi başına düşen ortalama yıllık meyve suyu ve nektarı tüketim miktarının 10 litre civarında olduğunu belirterek, Avrupa'da bu rakamın 22 litre dolayında olduğu bilgisini verdi.

Söz konusu rakamın Almanya'da 31 litre, Finlandiya ve Hollanda'da 28 litre, Avusturya ve Fransa'da 25 litre olduğunu, ABD'de daha da yüksek tüketimin görüldüğünü anlatan Kılınç, sağlıklı bir hayat için meyve ve sebzenin beslenmenin en önemli parçalarından olduğunu vurguladı.

Kılınç, "Türkiye'de de meyve suyu tüketimini artırmalıyız. Meyve ve meyve suyunu doğru miktarlarda beslenmemize dâhil ettiğimizde ne kadar getirisi olacağı uzmanlarca da anlatılıyor." ifadelerini kullandı.

 "Çok sayıda ülkeye ihracat yapıyoruz"

Kılınç, Ocak-Ağustos döneminde meyve suyu ve konsantre ihracatının 141 bin 83 ton olarak gerçekleştiğini belirterek, 8 ayda geçen yılın aynı döneminde göre gerileme yaşandığını bildirdi. 

Yılın geride kalan kısmında önemli artışlar beklediklerinin aktaran Kılınç, "Meyve suyu ve konsantrede yılsonu ihracat beklentimiz 220 bin ton. Bu ihracattan ise 350 milyon dolar civarında gelir bekliyoruz. Tonaj açısından geçen yıla göre küçük bir düşüş yaşasak da gelir açısından artış yaşanacağını öngörüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Kılınç, Türkiye'nin meyve suyu ihracatında ABD ve Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinin önemli yer tuttuğunu, ancak Türk meyve suyu ve konsantresinin dünyanın hemen hemen tüm ülkelerine satışının gerçekleştiğini anlattı.

Türkiye'nin dünya meyve suyu ve konsantre ticaretinde yüzde 1,7 pay aldığını aktaran Kılınç, bunun artması için sektörün elinden geleni yaptığını, pazar araştırmalarının sürdüğünü söyledi.

 "Uzakdoğu pazarında yüzde 30 büyüdük"

Kılınç, Türkiye'nin jeopolitik konumunun, deniz ve kara yolu lojistiği açısından ihracatta ülkeye avantaj sağladığını belirterek, "Tropikal meyveler haricindeki tüm meyvelerin ülkemiz iklim koşullarında yetiştirilebiliyor olması, ham madde tedariği konusunda üreticilere diğer bir avantaj olarak yansımakta." ifadesini kullandı.

"İhraç ülkelerin tercih edilen meyvelerinden olan, ancak ülkemizde yetişmeyen meyvelerin konsantrelerine uygulanan yüzde 58,5 ithalat vergisi hedef ülkelerdeki rekabet şansımız ciddi oranda zayıflatmakta." bilgisini veren Kılınç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ambalaj malzemelerimiz dahil olmak üzere birçok girdimizdeki döviz kuru kaynaklı maliyet artışı olumsuz. Tarım sektörüne katkısı büyük olan yüzde 100 meyve suyu ve nektarlar kategorilerinin ihracatında verilen tarımsal ürün iade rakamları revize edilebilirse, rekabetçi fiyat oluşturulmasında katkı büyük olur. "

Kılınç, Aroma olarak, geçmiş yıla göre Orta Doğu'da, gerek siyasi nedenler gerek ülkelerin uyguladığı vergi politikaları nedenleriyle, yüzde 20 küçüldüklerini, ancak Uzakdoğu pazarında bu aynı oranda büyüdüklerini vurguladı.

Sefer Kılınç, gelecek yıl ihracatta 15 milyon litreyi aşıp 20 milyon litreye ulaşmayı planladıklarını bildirdi.