Besici Yakup Konan,  “Biz üreticileri enflasyonla korkutuyorlar şuanda emin torbası 100 TL oldu. Süt yemi ise 115 TL oldu. Bu kış üretici nasıl yem alacak yemin fiyatını 120 TL olmasından korkuyoruz. Bundan üç yıl önce yemin torbasını 50 TL’den alıyorduk. Yem konu7nda üretici çok mağdur yetkililer bu konuda bir cevap vermiyor bizlere yem sanayicine hiçbir şey denmiyor biz üreticiler sürekli oyalanıyoruz” dedi.

Ete ve süte zam gelmiyor

Konan, “ et borsasında üreticinin üzerinden çok para kazanıyorlar ve bunu gizli yapıyorlar. Borsa üzerinden et satıyorlar ülkemize üreticinin emeğini hiçe sayıyorlar. Bosna ve Sırbistan’dan 1600 ton et geliyor. İki ay sonra etin fiyatı 40 - 45 TL olacak et istenilen fiyata gelene kadar depoları dolduracaklar. Bıçak kemiğe dayandı çok zor durumdayız. Her şeye % 70 oranında zam geldi bizim ülkemizde sadece ete ve süte zam gelmiyor.

Hayvanımız kesimhaneye götürüyoruz kafa, deri,  iç yağı, dış yağı,  akciğer, karaciğer üreticinin değil sadece set diğer hiçbir şey bizim değil. Nereden baksanız 700 - 800 TL bir para bırakıyoruz orada bunun önüne geçemiyoruz.  Hayvan başına ettiğimiz zarar toplam 1000 TL, biz durumdan çok şikâyetçiyiz. Et fiyatları sürekli düşüyor.

Biz üreticiler 10 - 11 ayda bütün maliyetleri içinde 14 bin TL’ye hayvan yetiştiriyoruz. Kesimhanede 32 TL’den alınan et bizi zarara uğratıyor. En az 38 TL olmalı ki biz maliyetimizi bari kurtaralım. Dolar yükseliyor ise benimde etimin sütümün fiyatı yükselsin besici biraz para kazansın ki seneye de yapsın. Tek geçim kaynağı hayvancılık olan insan bu işi nasıl bıraksın” şeklinde konuştu.

Süt üreticisi fiyatların artmasını istiyor

Besici Yakup Konan, “Biz besiciler süt fiyatlarını dile getirdiğimizde senin sütle ne işin var gibi bir cevap alıyoruz. Ben besi materyalimi neden alçağım sütçüden başka şuanda hayvan kesimi ineklerden yapılıyor. Bu süreç böyle devam ederse iki yıl içerisinde vatandaş ne et nede süt yiyebilecek. Bu ülkeyi ete süte muhtaç edecekler.

Et ve süt konusunda biz üreticiler çok sıkıntıda 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde traktörüm ile Ankara’ya gideceğim. Sesimizi duyurmak için Tarım Bakanlığına sesimizi duyurmak için başka şansımız yok. İzin almak istesem izin vermezler. Dünya Gıda Gününde farklı sektörlerden kişiler orada konuşma yapacak nacak işi yapan bizler işin içinde olan bizle söz hakkı yok. Orada kimse ülkenin geleceği için bir şey konuşmayacak. Tek derdimiz emeğimizin karşılığını almak. Tek istediğimiz yeme göre fiyat. Gıda bir ülkenin en güçlü silahı gıda dışa bağımlı bir ülke iseniz hiçbir zaman sesinizi çıkaramazsınız” ifadelerini kullandı.