biridir. Bu duruma ‘’anöstrus’’ adını veriyoruz.

Anöstrus boşta geçen gün sayısını ve buzağılama aralığını yükselten, özetle döl kaybına yol açan bir sorundur. Hatta bazı durumlarda ineğin zorunlu olarak sürüden çıkarılmasına da yol açabilir. Sonuç olarak; ineğin doğumdan sonra kızgınlık göstermemesi işletmenin zararına sebep olan kayıpların başlangıç noktalarından biridir.

Bu sorunun kökeninde sürü yönetimi ve kuru dönem hataları yer almaktadır.

İneklerin doğumu takiben kızgınlık göstermemelerine üç temel sorun neden olmaktadır. 1- Enerji noksanlığı, 2- Vitamin, mineral ve izmineral noksanlıkları, 3- Corpus Luteum (C.L = sarı cisim) kisti.

Sebepleri tek tek gözden geçirelim. Doğumu takip eden günlerde hızla zayıflayan, zayıflaması durdurulamayan inekler sahiplerine adeta ‘’benim bir yavru vermeye mecalim, dermanım, gücüm yok’’ demektedir.

Enerji noksanlığı hormonal mekanizmayı bozmuştur. Bu sebeple yumurtalıkta işe yarar bir follikül gelişemez. Follikül çapı küçük olur. Yumurtalık kaliteli bir yumurta üretemez, üretebilse bile yumurta (ovum) yumurta yoluna (oviduct) atılamaz (IGF1-LH eksiklikleri).

İkinci sebep vitamin, mineral ve izmineral eksiklikleridir. Özellikle Karoten, Bakır, Kobalt, Mangan ve Fosfor eksikliklerinin döl verimini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir.

İneklerin doğumdan sonra kızgınlık göstermemesine yol açan üçüncü sebep C.L (Corpus Luteum= sarı cisim) kistidir. Sarı cisim kisti olduğunda inek kendini gebe gibi hisseder. Çünkü C.L yok olmamıştır. Gebelik hormonu (progesteron) salgılamayı sürdürmektedir. Rahmin hareketsizliği, temizlenememesi sebebiyle rahim içinde, büyük ihtimalle, irinli rahim yangısı yani pyometra şekillenmiştir.

Doğumdan sonraki günlerde kızgınlık göstermeyen ineklerde bu durum nasıl önlenir? Kuru dönem beslemesi ve kuru dönem süresi çok iyi ayarlanmalıdır. Kuru dönemin kısa olması, kuru dönemdeki besleme hataları bu konuda başlıca suçludur. Doğum sonrası günlerdeki iştahsızlık, zayıflama çok iyi izlenmeli, vücut kondisyon skoru sıkı bir şekilde takip edilmelidir. Hızla zayıflayan inekler kızgınlık göstermekten vazgeçerler.

Sıcak havalarda da ısı stresini önlemek için her türlü tedbir alınmalıdır. Duş-fan ve yemlere katılan katkı maddeleriyle ısı stresi önlenmelidir.

İyi bir döl verimi mükemmel bir sürü yönetimi ile mümkündür. Sürü yönetiminin temel kuralları olan kuru-temiz, iyi kayıt-iyi gözlem her zaman ön planda tutulmalıdır. Özellikle doğumun akabindeki ilk 2 kızgınlık takip edilerek kaydedilmelidir.

Doğumdan sonraki 25. gün not alınmalı ve mutlaka prostaglandin F2 alfa yapılmalıdır. Bu uygulama rahmin temizliği ve tekrar eski halini alması (uterus involüsyonu) için gereklidir. Doğumdan önce ve sonra bir destek programı uygulanmalı, vitamin, mineral ve izmineraller yemlere katılmalıdır. Bu günler normal yaşamın dışında, tamamen özel günlerdir ve özel muameleler, özel uygulamalar yapmak gerekir.

Yukarıdaki uygulamalar yapılmaz ise kuru dönemde hatalı besleme söz konusuysa inek kızgınlık göstermez. O zaman tedavi girişimlerinde bulunuruz. Fakat tedavi her zaman başarılı olmayabilir veya pahalıya mal olabilir.

Tedavide enerji dengesini sağlamak, daha önce yapılması gereken ama, ihmal edilen, destekleri tedavi amacıyla vermek ve hormonal müdahaleler yapmak gerekecektir. Böyle durumlarda çeşitli protokoller, örneğin ovsynch protokolü veya benzerleri uygulanabilir.

Diğer yandan sürü yönetiminin önemli bir parçası olan kızgınlık kontrolünün doğru yapılması gerektiğini de unutmamak şarttır.

Her işletme kendi kızgınlık takip sistemini oluşturmalıdır. Kızgınlık takibinin mutlaka bir sorumlusu olmalı, kızgınlık gözle veya aletlerle takip edilmelidir.

Özet olarak; ineklerin doğum sonrasında tekrar kızgınlık göstermesinin bir sistem içerisinde değerlendirilmesi gerektiği akılda tutulmalıdır.