Tarımsal arazilerde en yaygın karşılaşılan sorunların başında hisseye yapılan müdahaleler ve müdahalelerin bertaraf edilmesi için açılan davalar gelir.

            Tabiki müdahalenin men’i davası sadece tarımsal arazileri kapsamaz. Çok geniş kapsamlı bir dava çeşididir. Fakat bu yazımızda daha çok hisseye yapılan müdahalelerden bahsedilmektedir.

            Bilindiği gibi ülkemizdeki pek çok tarımsal arazi miras yoluyla intikal etmektedir. Bu durum da arazilerin genellikle hisseli olmasına yol açmaktadır.

             Hisseli bir taşınmazınız varsa ve bu taşınmaz diğer hissedarlarca yahut haksız bir işgalci tarafından engelleniyorsa müdahalenin men’i ( el atmanın önlenmesi ) davası açabilirsiniz. Bu dava ile birlikte haksız işgalden dolayı geriye dönük beş yıllık da ecri misil (haksız işgal tazminatı) talep edebilirsiniz.

      Payından daha az yer kullandığını ya da hiç kullanmadığını iddia eden paydaş bu davanın davacısıdır. Davalılar ise taşınmazı haksız olarak işgal eden kimselerdir.

            Hisseli taşınmaza paydaşlar dışında üçüncü bir kişi müdahale ederse yine paydaşlardan birinin talebi ile de dava açılabilir.

             Dava taşınmazın bulunduğu yerde Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Davada ki en önemli delil keşiftir. Keşifte işgal altındaki taşınmazın başına gidilir ve bir el atma söz konusu ise bu durum tespit edilir.

            Paydaşlar arasında haricen ve fiilen bir rızai taksim var mı ilk önce bu husus araştırılmaktadır. Rızai taksimdeki en önemli detay ise bütün mirasçıların eksiksiz bu taksime onay vermesidir. Özel bir parselasyon yapılmış mı yahut fiili bir kullanım olmuş mu bu hususlar araştırıldıktan sonra taşınmazın durumu ortaya açıkça konulmalıdır. Böylece gerçekten hisseye bir müdahale varsa tespit etmek daha da kolaylaşacaktır.

            Yargıtay bir görüşünde ise böyle bir rızai taksim yoksa fakat davacı da taşınmazın belli bir yerini kullanıyorsa sorunun çözümünü ortaklığın giderilmesi davasında görmüştür. El atmanın önlenmesi davası açmakta ise hukuki bir yarar olmadığını belirtmiştir. Bu görüşe naçizane ben de katılmaktayım. Hem taşınmazın belli bir bölümünü kullanıp hem de diğer paydaşlara kullandırmak istemeyen paydaşın iyiniyetli olduğu söylenemez. Ayrıca bu durum çeşitli sosyal problemleri de beraberinde getireceğinden en akılcı ve kesin çözüm ortaklığın giderilmesi davası olacaktır.

            Eğer paydaş taşınmazı hiçbir şekilde kullanmıyor ve fiili yahut rızai bir taksim de yoksa elbette ki müdahalenin men’i (el atmanın önlenmesi ) davası açmakta yarar vardır.

            Bu davada asıl dayanak Anayasa’daki mülkiyet hakkıdır. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu 683. Maddeye göre mal sahibi malını haksız olarak elinde bulunduran kişilere karşı müdahalenin men’i (el atmanın önlenmesi) davası açabilmektedir.   Davayı açmak için bir zamanaşımı süresi mevcut değildir. Şartlar mevcut ve geçerli ise her zaman dava açılabilir.

            Davanın sonunda müdahalenin son bulmasına karar verilir. Yine işgal nedeniyle taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilir. Yani daha açık bir dille yıkılması, sökülmesi gereken bir yapı varsa onlarında ortadan kaldırılmasına karar verilir. Haksız işgal içinse maddi bir tazminat hakkı doğmuştur. Davacı müdahalenin men’i ile birlikte farklı bir dava açmadan aynı dava ile tazminatını da talep edebilir.

            Mirasçılar arasında ecri misil (haksız işgal tazminatı) talep edilecekse öncelikli olarak intifadan men (kullanımın önlenmesi ) edilmeleri gerekir. Bu husus bir noter ihtarıyla yapılabilir. Fakat yerleşik Yargıtay kararına göre bu durum içinde çeşitli istisnalar getirilmiştir.

            Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarihli ve 2015 / 3581 E. – 2016 / 7039 K. Sayılı ilamında bahsi geçen bu istisnalar şunlardır:

1-Ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması,

2-Paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkâr etmesi,

3-Paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması,

4-Davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir.

5-Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, … Yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali

6-Davaya konu taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

7- Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

    Yargıtay kararında belirtilen istisnaların varlığı halinde intifadan men koşuluna gerek yoktur.

            Ecri misil talep ederken de davalıların kötü niyetli olması şarttır. Yani işgal ettiği taşınmazın başkasın ait olduğunu biliyor yahut bilebilecek durumda olması gerekir.

            Ecri misil de davacı hissesini kendisi kullansaydı alacağı kira bedeli ile taşınmazın haksız işgalden doğan zararların bedelini birlikte talep etmesidir. Bu bedel dava tarihinden itibaren geriye dönük beş yıllık bir süreci kapsar. İşgal beş yıldan fazla süredir devam etse de talep beş yılı geçemez.

            Davalı ise taşınmaz için davacının yapmak zorunda olduğu zorunlu bir harcama yapmışsa bunların bedelini davacıdan talep edebilir. Fakat yaralı ve lüks giderleri isteyemez.

 

Detaylı bilgi almak için;

Av. Serap Evcimen ÇİÇEK

s.evcimencicek@gmail.com

05425464319