Yıllardan beri TV programlarımda, seminerlerimde sürekli olarak vurguladığım, köşe yazılarımda değindiğim iki konuda Koronavirus (Covid19) ortaya çıktığından beri haklı olduğumu tekrar anladım. Birincisi, her zaman söylediğim, ‘’bir hastalığın aşısı varsa, büyük nimettir.’’, ikincisi ‘’hastaları sağlıklılardan ayırın’’.
İkisine de çok ihtiyacımız var. Covid19 dünyayı sardı ve ülkeleri, herkesi çok zor durumda bıraktı. Ünlü şair Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirinden Münir Nurettin Selçuk’un bestelediği şarkıdaki gibi, bizi kör kuyularda merdivensiz bıraktı. Kuyudan çıkmanın yolu, yani merdiven ise ‘’aşı’’dır.
Koronavirus hükmünü icra eder, belki çeker gider, ama yine gelir. Aşının bulunması ve üretilmesi şarttır. Yoksa tüm dünya tedirgin olmaya devam edecektir.
Ülkemizde virüslere, özellikle de viral salgınlara ve viral aşılara en çok aşina olanlar veteriner hekimlerdir. Şap hastalığı başta olmak üzere, Mavi Dil, Çiçek ve Veba ile ilgili sorunlar, ne yazık ki, zaman zaman görülmektedir. Tümü de viral etkenli olan bu hastalıklara karşı aşılar hazırdır.
Ülkemizin veteriner hekimleri coğrafi konumumuzdan dolayı her zaman virüs enfeksiyonları ile mücadele etmişler, aşıları geliştirmişlerdir. Çünkü doğudan şap, batıdan mavi dil, güneydoğudan sığır çiçeği (LSD) her zaman gelebilir. Sığır vebası da 1991 yılında geldi, ama aşısı vardı. Atlatıldı, yok edildi.
Koyun-keçi vebası ise halen aşı ile kontrol altında tutuluyor. Ülke olarak coğrafi konumumuz veteriner hekimleri sürekli ‘’alarm’’ durumunda olmak konusunda zorunlu tutuyor. Beş yıl önce, 2015 yılında Van’ın İpekyol ilçesinden başlayan bir Şap salgını ile karşı karşıya kaldık. Aşılı hayvanlar bile hastalığa yakalandı. Şap Enstitüsü bunun her zamanki suşlardan biri değil, tamamen değişik bir suş olduğunu tespit etti.
Nepal suşu idi ve derhal, en kısa sürede aşı hazırlandı. Hiç bilmediğimiz bir suştan dolayı olabilecek en az kayıpla bu salgın atlatıldı. Aşının kısa sürede üretilip sahaya sunulması gerçekten büyük başarıydı. Bu örnek ve Mavi Dil, Çiçek, Veba aşısı örnekleri gösteriyor ki; veteriner hekimler viral aşı üretiminde defalarca başarı göstermişlerdir.
Coronavirus (Covid19) için veteriner hekimler aşı üretebilirler. Zaten üretiyorlar. Şap Enstitüsü, Pendik ve Etlik Veteriner Araştırma Enstitüleri virüslere karşı aşı üretmektedirler. Virüslere ve viral aşılara son derece aşina olan veteriner hekimlerin bu büyük deneyimlerinden ülkemiz yararlanmalıdır. Tabii ki aşının hedef kitlesi insanlar olduğu için, beşerî hekimlerle veteriner hekimlerin bir araya gelerek, başka ülkelerden bir şey beklenmeden aşıyı bulma ve üretme konusunda harekete geçmeleri gerekir.
Şap, Çiçek, Mavi Dil, Veba aşılarını yapan veteriner hekimlerin bir listesi çıkarılmalı, neler yapabilecekleri doğrudan kendilerine sorulmalı, aşı yapmak için ne istedikleri, nelere gerek duyacakları öğrenilmelidir. ‘’Veteriner hekimler viral aşı yapabilir’’ demek doğru değildir, çünkü zaten yapıyorlar.
Yetkililerin yarından tezi yok Pendik, Etlik ve Şap Araştırma Enstitülerindeki viral aşı üretmekte olan veteriner hekimlerle, beşerî hekimleri bir araya getirmeleri, tüm olanakları önlerine yığmaları, aşı yapılması için talimat vermeleri şarttır.
Ne zaman aşısı bulunursa bulunsun, kim bulursa bulsun, onlar elleri öpülecek insanlardır.