Almanya’da uzun yıllar yaşadıktan sonra Türkiye’ye geri dönen yüksek tahsilli ve iki yabancı dil bilen Şemsettin Turhan, doğayla ve hayvanlarla iç içe olabilmek için genel müdürlük görevini bırakıp köyünde büyük bir hayvan çiftliği kurdu.

Hayvanlarla iç içe olabilmek için müdürlük görevini bıraktı

Sivas’ın Altınyayla ilçesinde doğup büyüyen Şemsettin Turhan, büyük hayaller ile okulunu bırakıp yaklaşık 20 yıl önce Almanya’ya gitti. Büyük hayallerle gittiği Almanya’da üniversiteyi bitirdikten sonra uluslararası bir şirkette çalışmaya başladı. Turhan, daha sonra şirketin Ankara’da bulunan merkezinde görevlendirildi. Turhan, yaklaşık 5 yıl burada çalıştıktan sonra tekrar Almanya’ya dönerek burada eğitimine devam edip master yapmaya karar verdi. Ailecek radikal bir karar alan Turhan, masterini yaptıktan sonra yeniden yurda dönüp, İstanbul’da özel bir lojistik şirketinde yaklaşık 2 yıl genel müdürlük yaptı. Turhan, doğayla ve hayvanlarla iç içe olabilmek için genel müdürlük görevini bırakarak memleketi Sivas’a döndü. Altınyayla ilçesinde kurduğu büyük bir hayvan çiftliğinde hayvancılık yapmaya başladı. Turhan, Almanca ve İngilizce olmak üzere 2 dil biliyor.

İnsanın beyninin boş olması özel bir duygu

Çevresindekilerin genel müdürlük görevini bırakıp hayvancılık işi ile uğraşmaya başlamasına şaşırdıklarını ifade eden Şemsettin Turhan, “Benim uzun bir serüvenim var. 12 yaşında Altınyayla’da ortaokula başladım. Lise 1’i de Şarkışla’da okudum. O dönemde herkesin hayali olan Almanya sevdası beni de kapladı. Bende Almanya’ya göç ettim. Zaten babam orada çalışıyordu. Sonra orada okumaya karar verdim. Buradayken çok kötü bir öğrenciydim. Oraya gidip hayatın gerçeklerini görünce, burada çalıştığım belki de onlarca katını orada çalıştım. Altınyayla’da sondan üçüncüyken Almanya’da hep ilk 3’te yer aldım. Almanca bilmediğim için mesleğimi yaptım. Meslekten sonra üniversiteye gittim. O zamanlar bir hayalim vardı. Ankara’ya gelip milletvekili olmak gibi bir hayalim vardı. Üniversiteyi bitirdim. Oradaki uluslararası bir şirkette işe başladım. Onların da Ankara’da bir iş merkezleri vardı, orada işe başladım. 2004’te buraya görevli geldim. 5 yıl orada Almanya’dan gönderilmiş olarak çalıştım. İş hayatında bir duraklama oldu ve mastır yapmaya karar verdim. Bunu yapmak için Münih’e döndüm. Münih’te yaklaşık 1,5 yıl kaldım. Berlin’de masterimi yaptım. İşe paralel olarak git gel yaptım. Ardından ailecek oturduk karar verdik, biz burada devam edeceğiz mi diye. Türkiye’ye dönelim dedik. Türkiye’de 3 sene aynı fabrikada çalıştıktan sonra İstanbul’a döndüm. Orada bir şirkette yaklaşık 2 yıl genel müdürlük görevi yaptım. Biraz doğaya ihtiyacım vardı. Çünkü 16 yaşımdan beri hep fabrika hayatı endüstriyel hayatta yaşıyordum. Farklı bir şey yapmak istiyorum. Doğayla, hayvanlarla iç içe olmak istiyorum dedim. Bunun hayali içinde Altınyayla’ya geldim ve bu yatırımı yapmış olduk. Zor bir süreçti. İnsanların olaylara yaklaşımı baktığımda beni biraz zorladı. İnsanlar bana şöyle dediler. ‘Öyle bir mesleği bırakıp buraya nasıl gelirsin?’ dediler. Şu anda işimden çok memnunum. Belki insanlara bunu anlatmak çok zor ama insanın beyninin boş olması özel bir duygu” şeklinde konuştu.