ABD’de ünlü bir deyiş vardır. Bunu daha önce de yazmıştım. Tekrar yazıyorum. ‘’Buzağının ilk 2 günü yaşayıp yaşamayacağını, ilk 2 ayı ise iyi bir inek olup olmayacağını belirler.’’

İleride süt yapacak olan hücreler ilk 2 ayda oluşmaya başlıyor. Bilim insanlarının belirttiklerine göre; meme dokusunun oluşumunda ilk 2 ay %22 oranında etkili.

 

Tabii ki; genetik çok önemli. Ancak koşullar uygun olursa genetiğin etkisi ortaya çıkıyor. İlk iki aydaki bakım ve besleme koşullarının etkisi genetikten 4-8 kat daha fazla.

Her türlü olanak artık elimizdedir. Buna rağmen sağlıklı doğan, hatta sağlıklı büyümekte olan buzağılar halen ishal olmakta ve bizler bu buzağıların bir kısmını, ne yazık ki, kaybetmekteyiz.

Buzağıyken ishal geçirenler, ölmeyip, tedavi sonucu iyi olsalar bile diğerlerinden geri, yetiştiriciler arasındaki deyimle ‘’kavruk’’ kalıyorlar. Bu buzağılar ileride genetik değerlerinin sunduğu kapasiteye ulaşamıyorlar. İyi bir inek, ya da iyi bir besi materyali olamıyorlar.

 

İshale sebep olan birçok etken var. E. coli’nin değişik suşları, diğer bakteriler, virüsler, protozoalar. Bu ishal yapıcı etkenler birbiriyle işbirliği halinde çalışıyorlar. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; ishallerin %82’si çoklu, %18’i ise tek etkenden dolayı meydana geliyor. Yani bakteriler virüslerle, virüsler protozoalarla birlikte ishale yol açabiliyorlar.

 

Buzağı ishal olduğunda ilk 24 saat içinde canlı ağırlığının dörtte birini (%25’ini) kaybediyor. Kanda asit yoğunluğu artıyor (Asidemi). Vücut sıcaklığı düşmeye başlıyor (Hipotermi). Sinir sistemi de bu durumdan etkileniyor. Buzağı yutamıyor.

Adeta yutmayı unutuyor. Solunum sayısı artıyor. Buzağıda halsizlik, kas gücünde zayıflık, giderek gözlerde çökme ortaya çıkıyor. Uzun süre aç kalmaktan buzağının enerjisi tükeniyor, şekeri düşüyor (Hipoglisemi).

 

İshalle birlikte buzağı sadece su kaybetmiyor. Su ile birlikte elektrolitler de vücuttan çıktığı için vücudun iyon dengesi de bozuluyor. Kısacası; buzağı sadece suyunu değil, dengesini de kaybediyor. Asit, baz dengesi, elektrolit dengesi, anyon – katyon dengesi bozulan buzağıya erken zamanda doğru müdahale edilmezse buzağı ölüyor.

 

Bütün bu olan biteni göz önüne alırsak; ishal tedavisinde beş temel ilkeyi yerine getirmemiz gerekiyor. Asidozu düzenle, engelle, su kaybını düzenle, elektrolit dengesini tekrar kur, enerji sağla, bakteri üremesini önle. Tedavinin temel ilkeleri bunlar olmakla beraber genellikle daha önceden görülmüş olan bir ilaçla, çoğunlukla antibiyotikle müdahale ediliyor. Yani diğer dört ilke göz ardı edilerek sadece beşinci madde ile işe başlanıyor. Bu arada buzağının asidemi, hipotermi, septisemi, hipoglisemi gibi sorunları devam ediyor. Hatta bu sorunlar daha da şiddetleniyor.

İshal tedavisinde çoğunlukla yapılan hatalar üst üste gelince, buzağıyı kaybediyoruz. Bu hataları sıralayalım;

 

1.            İshali erken yakalayamamak,

2.            Yeterince sıvı vermemek,

3.            Oral yoldan, yani ağız yoluyla destek vermemek,

4.            ‘’İshal oldu’’ diyerek mama veya süt vermemek.

 

İshali erkenden yakalamak sürü yönetiminin temel ilkelerinden biri olan ‘’iyi gözlem’’ ile ilgilidir. Damar yoluyla sıvı verilmesi tek başına yetmemektedir. Ağız yoluyla ve hatta mide sondasıyla sıvı takviyeleri yapılmalıdır. Alkali rezervi arttıracak katkılar verilmeli, ozmoz dengesi kurulmalı, enerji noksanlığı telafi edilmelidir. Aç kalmış, yeterince gıda alamamış (NEB) buzağıya ağız yoluyla yardım etmeliyiz. Unutmayalım ki; sorun sindirim yolundadır.

İshal olan buzağıya süt veya mama vermekten vazgeçilmemeli, en fazla bir tek öğün atlanmalı, daha fazla öğün atlanmamalıdır. Elektrolitler mama veya süt ile birlikte değil, ayrı bir öğün olarak verilmelidir. Örneğin; süt veya mamadan yarım saat önce veya sonra elektrolitlerin verilmesi daha uygundur.

Vücut bir bütündür. Bu bütünlük içerisinde daima bir denge söz konusudur. Dengesini kaybeden buzağının akciğerleri ve böbrekleri de denge kurmaya çalışır. O yüzden sadece antibiyotik tedavisiyle zaman kaybetmemek, diğer destekleri de devreye sokmak şarttır.