İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ve Hastavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Japon ve Çin pazarlarının Türk firmalarına ihracata açılmasının ardından hedefte AB pazarının olduğunu söyledi.

Çin pazarının Türk firmalarına açılmasının ardından bölgeye ilk ihracat kanatlı et sektöründen yapıldı. İki ülke arasındaki sağlık sertifikalarının istenilen düzeye getirilmesiyle birlikte Türk firmaları direkt olarak Çinli müşterilerine mal satmaya başladı. Aradaki aracıların da ortadan kalkmasıyla ürünler daha kısa sürede daha kaliteli ve daha ucuza bölgeye ulaşmış olacak. Çin’e olan mevcut 100 milyon dolarlık beyaz et ihracatının 200 milyon dolara çıkması öngörülüyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ve Hastavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, ’’Tarım Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımız yapması gerekeni yaptı. Pazarı açtı, artık iş sektöre düşüyor’’ dedi.

Çin’e bu güne kadar ürün gönderilememesinin sebebinin iki ülke arasındaki bazı denklik anlaşmalarının yapılamamış olmasından kaynaklandığını anlatan Sezer, "Bu konular üzerinde çalışıldı. Özellikle Tarım Bakanlığına bu çalışmalarından dolayı özellikle teşekkür etmemiz lazım. Oldukça hızlı ve aynı zaman da Çin’deki ticaret müşavirliğimizin de büyük destekleriyle bu sertifikaların Çinlilerin istediği hale getirildiği ve ürünlerimizin oraya ihraç edilmesinde hiçbir sıkıntı kalmadı. İlk olarak şimdi bir firmayla ihracat başladı. Çok kısa zamanda Türkiye’deki diğer 35 firmamız da bu kervana katılacaktır. Onlarla ilgili Çinli yetkililerle görüşmeler devam ediyor. Zaten o tarafta da bir sıkıntı olmayacaktır. Sadece çok kısa bir süreç geçireceğiz. Bundan sonra Türkiye’deki tüm kanatlı ürün üreticileri Çin’e rahatlıkla ürün gönderebilecektir. Çin, 15 milyon ton kanatlı üretimiyle dünyanın en büyük üreticilerinden bir tanesi Türkiye’nin üretimi 2.2 milyon ton. Dolayısıyla bizim 7 katımız kadar üretim yapan bir ülke. Geçen ay itibari ile Türkiye’nin Çin’e olmayan ihracatı evrak işlemlerinin tamamlanması, bakanlıklarla anlaşmaların karşılıklı olarak sağlanmasıyla açıldı. Artık Çin, Türkiye kanatlı sektörü için de önemli bir ihracat pazarı haline gelecektir.

Çin’in, bu kadar büyük üretim yapmasana rağmen dünyanın dördüncü büyük ithalatçısı olarak 2019 itibariyle 2 milyar dolarlık “kanatlı ürünleri” ithalatı olduğunu belirten Müjdat Sezer, Çin’in kendi kendine yetmediği bazı ürünleri ithal ederken katma değeri yüksek bazı ürünleri de ihraç ettiğini söyledi. Sezer sözlerine şu şekilde devam etti:

"Bu da şöyle bir şeyi karşımıza getiriyor. Her ürün ithalatında olduğu gibi kanatlı ürünlerinde de oldukça büyük bir faktör. Türkiye ve Çin ithalatına gelecek olursak, bugüne kadar bildiğiniz üzere Türkiye’nin 600 milyon dolarlık kanatlı ihracatı var. Bunun ortalama 80 ile 100 milyon dolarlık kısmı dolaylı yoldan özellikle pençe ve ayak olarak Çin’e zaten gidiyordu. Şimdi ihracat açılınca direkt olarak artık Çin’e bu ihracatı yapabiliyoruz. Dolayısıyla aradaki aracılar çıkmış oluyor. Böylelikle hem ürünün oraya daha kaliteli ulaşması hem de daha uygun fiyatlarla satılması sağlanabilmiş olacak. Dolayısıyla bizim bu daha evvel gönderemediğimiz bazı ürünleri de gönderebileceğiz. Dolayısıyla ilave olarak Çin ile ihracatımızın 100 milyon dolar daha artacağını düşünüyorum’’

Tarım ve Ticaret Bakanlıklarının yapması gerekeni yaparak Japonya ve Çin pazarlarını açtığını, artık işin sektöre düştüğünü belirten Sezer, "Sektörün bu konuda iyi çalışması lazım. Özellikle katma değeri yüksek ürün gönderimi açısından Japonya iyi bir Pazar. Şuan için bu pazarın 400 milyon dolarlık kısmını Tayland’dan temin ediyorlar. Eskiden Türkiye bu konuda hem ürün yeterliliği, hem de rekabet açısından çok uygun değilken artık uygun duruma geldi. Bu 400 milyon dolarlık pazardan oldukça büyük katma değeri yüksek ürünler pazarını elde etmemiz çok kolay. Son zamanlarda diğer açılan bir pazarda Çin pazarı. Şimdi en önemli pazardan Japonya ve Çin pazarları bize açık. Geriye ne kaldı? 15 milyar dolarlık Avrupa Birliği ve 4 milyar dolarlık İngiltere pazarı. Zaten iki pazar birbiriyle ortak hareket ediyor. Bu konuda bizim için en önemli olan Avrupa Birliği. Bütün ihracat ürünleri, genellikle dondurulmuş olarak ihraç edilir. Ama her zaman tüketicinin tercihi taze ürünlerdir. Bunlarında raf ömrü kısa olduğu için gönderilemiyor. Ama Avrupa Birliği gibi bir pazarın açılması sonucunda taze ürünleri bile gönderme şansımız var. Türkiye büyük bir ülke. Batısından doğusuna taze ürünü gönderdiğimiz Van ilini düşünürseniz Van’a kadar gönderilen bir ürünü Avrupa’ya göndermeye kalktığımızda Münih’e kadar ulaşabiliyoruz. Ne kadar önemli bir pazar olduğunu bizim için böylelikle anlayabiliriz. Hem taze, hem de dondurulmuş ürün için önemli bir pazar" şeklinde konuştu.

AB pazarının 15 milyar dolarlık ithalat kapasitesi olan bir pazar olduğunu belirten Sezer, "Türkiye’nin ihracatı 600 milyon dolar. 15 milyar dolarlık ithalatlarından yüzde 10 alsak 1,5 milyar dolar kadar bir ihracattan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu konuda tüm ilgili bakanlıklarımız özellikle Tarım Bakanlığımızın çok hızlı ve ciddi bir şekilde çalışarak bu işi de halledebileceğini düşünüyorum.

Yine bu konuda sertifikaların karşılıklı olarak kabul edilmesi açısından çalışılması gereken noktalar var. Zira Avrupa Birliği için bizim ürünlerimiz kalite açısından lojistik açısından ve bulunabilirlik açısından olmazsa olmaz bir ürün. Çünkü artık Türkiye, Japonya gibi çok titiz bir pazara bile ürünlerini satabiliyorsa Avrupa Birliğine satabilir. Dolayısıyla bununla ilgili hızlı bir çalışma bekliyoruz. Artık Avrupa Birliği de kanatlı ürünlerine açıldıktan sonra bizim için çok büyük bir pazar olarak önemli ve yanı başımızda olacak. Bu konuda herkesi seferberliğe davet ediyorum’’ ifadelerini kullandı.