Arazi Toplulaştırması kavramı çiftçilerimiz tarafından henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Bu konuda en çok aldığım soru şudur; “Bizim arazilerin biri bir yer de diğeri başka bir yerde. Arazilerimiz toplanacağına dağıldı. Ne yapmalıyız?”

Öncelikli olarak arazi toplulaştırması demek sizin bütün arazilerinizi derleyip toplayıp yan yana getirip size büyük bir parsel oluşturmak değildir.

Arazi Toplulaştırması aynı bölgedeki tarım arazilerinin modern tarım işletmeciliği esaslarına uygun ve sulama hizmetlerinden daha çok faydalanması amacıyla yapılmaktadır. Yani küçük ve kullanılmayan parseller, sulamaya imkânı olmayan parseller ve ekonomik olarak işletilmesi zor olan parseller, arazi toplulaştırması ile artık ekonomiye katkı sağlayacaklardır.

Bundaki amaç, artık araziler modern tekniklerle işlenecek, atıl tarım arazisi kalmayacak ve tarımla ilgilenen kırsal kesimdeki çiftçilerimizin hayat standartları artacaktır. Tarım arazileri için ise sulama kolaylığı sağlanması verimi artıracaktır.

Bu durum yeni bir kadastro çalışmasını da beraberinde getirmektedir. Tarım arazileri yeniden bir düzene girmektedir. Arazi toplulaştırması ile araziler arasında bir sulama ve yol ağı oluşacaktır. Bu da arazilerin değerini iki katına çıkaracaktır. Araziler arasında ki yol, hisse gibi problemler çözülmektedir. Arazilerin parçalanması, küçük arazilerin işlenmemesi gibi sorunlar ortadan kalkmaktadır. Gübreleme, yakıt tasarrufu, zirai ilaçlama gibi giderler azalmaktadır. Bu tür büyük arazilerin oluşturulması kırsal kesimde zirai işletmelerin çoğalmasını da sağlamaktadır.

Arazi toplulaştırmasını devlet gerçekleştirmektedir. Devlet Su İşleri nezdinde özel şirketlerce yapılmaktadır. Dolayısıyla masrafları devletçe karşılanmaktadır. Fakat su kanalı yol gibi ortak kullanım alanları için % 5-6 arası arazilerden kesinti yapılmaktadır.

Araziler için bir derecelendirmek yapılır. Yani arazinizin puanına eş değer bir yere de araziniz taşınabilir. Fakat sulu araziler sulu yerde, asfalt kenarındaki araziler asfalt kenarında kalmaya devam eder. Yine arazi üzerinde su kuyusu, ev gibi sabit yapılar varsa onlar eski malike verilir. Bu sabit yapılar açısından problem yaşanmaz. Tek ya da küçük araziler ise hiçbir şekilde maliklerin ellerinden alınmaz. Herkes hakkını gereği gibi alır.

Ayrıca arazinin tapusunda kimler hissedarsa aynı kişiler aynı şekilde hissedar kalmaya devam ederler. Araziyi kullanmak ya da kullanmamak çok önemli değildir. Eğer araziniz bölünebilir yeterliliğe sahipse komisyonlardaki görüşmelerde maliklerce talep edilirse ayrı bir tapu olarak da bölünebilmektedir.

Köylerde muhtarlar, ilçelerde belediye başkanlarınca toplu dilekçelerle toplulaştırma talep edilir. Ferdi başvuru yoktur. Toplulaştırma da kamu yararı olduğu için, her ne kadar gönüllülük esassa da gerektiği yerde devlette resen toplulaştırma yapabilir. Proje alanındaki arazilerin yarısı ve maliklerin 2/3 ünün talebi yeterlidir. Diğer maliklerde sonuçtan eşit olarak etkilenir.

Taşınmazların tapularının intikali ve iştirak halde ki mülkiyetin müşterek hale çevrilmesi önemlidir. Tapu kayıtları yeni malikler adına tescil edilir.

Arazi toplulaştırması başvurusundan sonra arazi malikleri ile bir ön görüşme yapılır ve projelerin detayları görüşülür. Sonra bu durum tapuya şerh edilir. Anılan araziler için artık toplulaştırma işlemi bitinceye kadar taşınmazlar üzerinde ki her türlü devir, temlik, ipotek ve satış vaadi, ifraz ve taksim, ayni ve şahsi haklar ile şerh işlemleri proje idaresinin talebi üzerine bakanlık veya valiliklerin izni ile yapılabilir. Araziyi yeni satın alan malik bu şartları biliyor kabul edilir.

Arazi Toplulaştırması bitince proje idaresi yapılan toplulaştırmayı askıya çıkarır ve 15 gün askıda kalır. Bu ilan süresinin  bitiminden sonra15 gün içinde eğer yapılan toplulaştırma da mülkiyet hakkımız ihlal edilmişse yazılı olarak komisyona itiraz ederiz.30 gün içinde proje idaresi tekrar inceler ve son halini askıya çıkarır. İtiraz olmazsa yeni parselasyon haritaları ve mülkiyet listesi kesinleşir.

İtirazları haklı kabul edilmeyip reddedilenler idarenin cevabına karşı 60 gün içinde idare mahkemesine dava açabilirler. Yapılacak keşifte eğer bir hak ihlali varsa tespit edilir ve düzenleme yeniden yapılır.

Fakat aynı konu için Danıştay 17. Daire verdiği bir kararda ilanen tebliği süre açısından geçerli saymamıştır. Arazi toplulaştırması mülkiyet hakkı le ilgili olduğu için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Mülkiyetin korunması” başlıklı Ek Protokolünün 1. maddesinde: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir” ifadesini baz alarak ilanen tebliğin dava açmada başlangıç süresine esas alınamayacağını belirtmiştir. Bu durumunda bilgiye eşimin tam olmamasından dolayı da mahkemeye erişim hakkının kısıtlandığı beyan etmiştir. özetle ilanen tebliğin dava açma süresinin başlangıcında esas alınamayacağını, sürenin başlangıcı için idarece yapılan işleme ilişkin ilgililerin tam anlamıyla bilgilendirilmesi koşulunu aramıştır.

Kısaca bahsettiğim arazi toplulaştırma yazım akademik bir çalışma değildir. Bilgilendirme amaçlıdır. Pek çok detay ve istisna burada paylaşılmamıştır. Genel hatları ile anlatılmıştır. Çiftçilerimize faydalı olması dileklerimle.

                                                                                                                                

Av. Serap Evcimen ÇİÇEK

Profesyonel Destek İçin

s.evcimencicek@gmail.com

05425464319