Son 10 yıldır birçok uluslararası yayında, 21. yüzyılda 3 stratejik sektörün ön planda olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, “Tarım ve gıda hepimiz için vazgeçilmezdir. Olduğunda pek fark etmiyoruz ama azlığında değerini çok daha iyi anlıyoruz. Dünyayı etkileyen pandemi süreci bizlere, tarım ve gıdanın önemini tekrar hatırlattı. Bildiğiniz gibi en eski uğraş olan tarım, tarih boyunca sadece insanoğlunu beslemekle kalmadı, gelir ve kalkınmanın da önemli bir aracı oldu. Gıda kaynağımız olan bu stratejik sektör, aynı zamanda ekonomik bir faaliyettir. Özellikle son 50 yılda, tarım ve gıda alanında artan rekabetçilik bu sektörün ekonomik yönünü daha çok ortaya çıkardı.

Son 10 yıldır birçok uluslararası yayında, 21. yüzyılda 3 stratejik sektör ön planda yer alıyor.

Bunlar; gıda-tarım, su ve enerjidir. İlk ikisi bizim Bakanlığımızın sorumluğunda.

Biz de bu sorumluluğun farkındayız. 18 yıldır sağlam temeller üzerine oturan bu sektörü,

daha ileriye götürecek, yeterliliğimizi artıracak, gıda güvenliğimizi güçlendirecek projeleri hayata geçiriyoruz” dedi.

“50 YILDA TARIMSAL HÂSILA 11 KAT ARTIŞLA 3,4 TRİLYON DOLARA ULAŞTI”

İngiliz İktisatçı Robert Thomas Malthus’un teoreminden örnekleme ile Türkiye’nin bu teoremi nasıl çürüttüğünden bahseden Bakan Pakdemirli; “Teoreme göre, insan nüfusu, var olan gıda kaynaklarına göre çok daha hızlı artıyor. Nüfus artışı ile gıda üretimi birbirini dengelemeyecek. Böylelikle dar gelirli kesim, gıdaya erişemeyerek bir süre sonra hayata veda edecek.

Son 50 yılda Dünya nüfusu 2 kat artışla 7,7 Milyara ulaşırken, gıdanın ana kaynağı tarım alanı sadece %12 arttı. Ancak Maltus’un bu teoremi gerçek olmadı. Artan nüfusu doyurmak için verimlik ve üretim artışı sağlayan yöntemlere ağırlık verdik. Sulamayı artırdık, gübre ve zirai ilaç kullanımı fazlalaştı, Ar-ge’ye ağırlık verdik. Sonuçta, verim ve üretimde ciddi artışlar sağlandı.  50 yılda tarımsal hâsıla 11 kat artışla 3,4 Trilyon dolara ulaştı” diye konuştu.

Tabi bu üretim artışı süreci maalesef birçok sorunu da beraberinde getirdi diyen Bakan Pakdemirli, ‘madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, tarımsal üretim kaynaklarının azaldığını,

toprakların kirlendiğini, arazilerin tahrip olduğunu görüyoruz’ diye de ekledi.

Pakdemirli; “Dünyada su tüketiminin %70’ini tarım kullanıyor. 50 yılda kişi başı su kaynakları, her yıl %1 azalırken, su tüketimi ise %1 arttı. Üretim artışı için zirai ilaç ve kimyevi gübre kullanımında artış oldu. Dünya’da zirai ilaç kullanımı 27 yılda %73,

kimyevi gübre kullanımı 15 yılda %30 arttı. Doğal ekosistemlerin %70’inden fazlası dönüştürüldü. Tarım ve gıda üretimi, küresel sera gazı emisyonunun %26’sını oluşturuyor. Son 50 yılda artan üretim, tarımın atmosfere saldığı sera gazı miktarını da artırdı.  Son 10 yıl, tüm zamanların en sıcak dönemi oldu. Bu durum en fazla tarımı etkiledi.

Kentleşme ve sanayinin gelişmesiyle; her yıl maalesef 12 Milyon hektar tarım arazisi tahribata uğruyor, 5,2 Milyon hektar orman varlığı her yıl azalıyor” dedi.

TARIM VE GIDA ÜRÜNLERİNİN DIŞ TİCARET HACMİ 7 KAT ARTTI

Üretim kaynaklarındaki azalmanın yanında tarım ve gıda ürünlerinin

50 yılda küresel ticaretin daha fazla ilgisini çekmeye başladığının altını çizen Pakdemirli; ”Son 40 yılda tarım ve gıda ürünlerinin dış ticaret hacmi 7 kat artışla 1,6 Trilyon Dolara ulaştı. Tarımda girdi ve ürün piyasaları az sayıda güçlü uluslararası firmanın kontrolü altına girdi. Tarımsal ürün ticaretinde 10 firmanın Pazar payı %90, Gıda ve içecek işlemede 10 firmanın Pazar payı %90, Bitki koruma ilaçlarında 5 firmanın Pazar payı %84, Veteriner ilaçlarında 10 firmanın Pazar payı %75, Tohumda 10 firmanın Pazar payı %73, Tarım Makinelerinde 10 firmanın Pazar payı %65 tarımda bu kartelleşme, ülkelerin tarım ve gıda bağımsızlığını da tehdit etmeye başladı” dedi.

GIDA MİLLİYETÇİLİĞİ VE YERLİ ÜRETİM

Pandemi sürecinde gıda milliyetçiliği ve yerli üretim kavramlarının ön plana çıktığını ifade eden Pakdemirli, ”Sınırların kapanması, ülkelerin ihracatlarını kesmesi,

artık yerli ve yeterli üretimi vazgeçilmez hale getirdi. Gıda tedarik zincirleri tohumdan üretime, hasattan nakliyeye, depolamadan pazarlamaya kadar birçok unsuru içinde barındırır.

Bu sistemi basitleştirmek ve üreteci-tüketici arasındaki kademeleri azaltmak için, gıda tedarikinde kısa değer zincirleri yani Short value chains gelecek 10 yılda gündemde olacak konulardandır.

Kaynakların sınırlı, ihtiyaçların sınırsız!

Bu nedenle, eldeki kaynakla, yeterlilik temelinde en verimli ve en kârlı üretimi yapmak, yani optimizasyonu sağlamak, sürdürülebilirlik için gelecekte öncelikli olacaktır” dedi.

Suyun %70’inin tarımda kullanıldığını belirten Bakan Pakdemirli, giderek azalan su kaynaklarını etkin ve tasarruflu kullanmak için Tarımda Su Verimliliğini sağlamanın zorunluluk olduğunu da ekledi; “Bu verimliği hem büyük sulama yatırımlarında hem de tarla başındaki sulama sistemleriyle yakalamalıyız. Yeşil büyüme – Yeşil Ekonomi terimleri 2010’lardan sonra ortaya çıktı. Özellikle kaynakları etkin kullanım ve çevreci politikalarla üretim anlayışı,  gelecekte yükselecek bir kavramdır. Daha az alanda daha çok üretim yapacak dikey tarım, toprak kaynaklarının yetersiz olduğu yerlerde topraksız tarım ve  özellikle şehirlerde kendi ihtiyacının karşılamak için çatı-balkon-park ve  boş arazilerde yapılan kent tarımı, önümüzdeki dönemde yükselişe geçecek konulardan birisidir. Tüm dünya artık tarım ve gıda üretiminde sera gazını azaltan üretim yöntemlerini daha etkin kullanmaya başladı. Özellikle hayvan beslemede metan azaltıcı; yemleme, gübre yönetimi, toprak işlemesiz tarım gibi tedbirler daha da artacaktır.”

TÜRKİYE EKİLEBİLİR TARIM ARAZİSİNDE DÜNYADA 17. SIRADA

Konuşmasında Türkiye’nin tarım ve orman varlığına da değinen Bakan Pakdemirli şöyle konuştu; ”Dünya’da ekilen tarım alanı, toplam tarım alanının %32’si iken, Türkiye’de bu oran %61 seviyesinde. Yani dünya ortalamasına göre 2 kat daha iyi durumdayız. 23,1 milyon hektar ekilebilir tarım arazimizle dünya genelinde 17. sıradayız.

Yine son 18 yılda; orman alanımızı yaklaşık 2 milyon hektar artışla, 22,7 milyon hektara ulaştırmamıza rağmen bu alanda dünyada 47. sıradayız. Diğer yandan 14,6 milyon hektar mera varlığımız ile dünyada 44. sıradayız.  Dolayısıyla toprak, orman ve su varlığı imkânlarımızı doğru okumalı ve mevcut potansiyelimizi daha etkili kullanacak çalışmalara ağırlık vermeliyiz.”

KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYISINDA AVRUPA’DA 1. SIRADAYIZ

Türkiye’nin 12 binden fazla bitkiye ev sahipliği yapan, nadir biyoçeşitliliğe sahip ülkelerden birisi olduğunu da belirten Bakan Pakdemirli, ”Dünya’nın tam merkezinde olması nedeniyle, geçmişten bu yana ticaret yollarının üzerinde yer aldık. Yani; Hava, Kara ve Deniz yollarının kesişim noktasındayız. 4 saatlik bir uçuş mesafesi ile dünya nüfusunun %40’ına ulaşma imkânımız var. Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle, 1,9 trilyon dolarlık tarımsal ticaret hacmine sahip bir bölgede. Avrupa’da, 55,1 milyon küçükbaşla 1. sırada, 18,7 Milyon Büyükbaşla 2. Sıradayız.  Süt üretiminde de 3. Sıradayız.  Tarımsal alan bakımından dünyada 17. sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ilk on arasında yer alıyoruz” dedi.

310 MİLYAR LİRA TARIMSAL DESTEK

Bakan Pakdemirli; verilen tarımsal desteklerin üretime ve tarımsal hasılaya büyük bir ivme kazandırdığına da değindi; “Bakanlığımızın yaptığı yatırımlar ve verdiğimiz destekler ile ülkemize güçlü bir tarım ve orman altyapısı kazandırdık. Bu kapsamda; Tarımsal hasılamızı 7,5 kat artırarak 275 Milyar liraya çıkardık. 310 Milyar Lira tarımsal destek verdik. 585 baraj inşa ettik, 6,6 milyon hektar araziyi sulamaya açtık. 4,6 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Tohumluk üretimimizi 8 kat, tohumluk ihracatımızı 10 kat artırdık.  Son 18 yılda 220 Milyon Dolar tarımsal ihracat yaptık. 75 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış!

Son iki yılda tarımsal desteği %52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık! Bütçemizin %55’ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık! Tarımsal desteklerin bugün itibariyle

%77’si, yani 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı. Verdiğimiz destekler üretime ve tarımsal hasılaya büyük ivme kazandırdı. Bugün; tarımsal hasılada Avrupa’da birinci,  dünyada ilk on içinde olduğumuzu yeniden ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle başta çiftçilerimiz olmak üzere, bütün paydaşlarımızın, eline, emeğine sağlık diyorum!” diye konuştu.

‘PANDEMİ SÜRECİNİ SIKINTISIZ GEÇİRİYORUZ’

Salgın sürecinde tüm önlemlerimizi aldık, 7/24 çalıştık diyen Pakdemirli, ”Dünyada birçok ülkede market rafları boşaldı! Perakende zincirlerini yönlendirdik,

böylece, yurtdışındaki market manzaralarını görmedik. Tarımsal üretimde de aldığımız tedbirlerle üretim kesintisiz devam etti!  Tarımsal desteklerin %77’sini 7 ay içinde ödedik. Nisan ve mayıs aylarının tarımsal kredi borçlarını erteledik. Tohumun %75’ini çiftçimize hibe vererek, ekilmeyen hazine arazilerini üretime kazandırıyoruz. Ayrıca hazine arazilerini çiftçilerimize tahsis ederek, ekilmedik bir karış toprak dahi bırakmamak niyetindeyiz. Bu süreci 18 yılda oluşturduğumuz güçlü altyapımız sayesinde alnımızın akıyla gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık. Ancak, geleceği çok daha iyi planlamamız gerektiğini gördük” dedi.

‘3. TARIM ORMAN ŞURASI’NDA 5 YILLIK PLANLARIMIZI OLUŞTURDUK’

Pakdemirli, “Geçen yıl, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde 15 yıl sonra yapılan

3. TARIM ORMAN ŞURASI’nda tüm paydaşlarımızı topladık. 50 binden fazla öneri aldık.

Tüm bu fikirleri değerlendirerek 5 yıllık planlarımızı oluşturduk.  Bu Şura sonuçları ile gelecek 25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırladık. Bu yıl Ocak ayı sonunda Şura Eylem planını kamuoyu ile paylaştık. Pandemi sürecine rağmen Eylem planındaki faaliyetlerimizi sırayla hayata geçirmeye başladık” dedi.

11 KASIM’DA, 4 SAATTE 13,8 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURARAK REKOR KIRDIK

Orman alanını dünyada artıran nadir ülkelerden olduğumuzu belirten Bakan Pakdemirli, ” 18 yılda orman varlığını 1,9 milyon hektar artırdık. 5,4 milyon hektar alanda, 4,7 milyar fidan diktik. 2 yılda 404 bin hektar alanda, 600 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle, 11 Kasım günü “MİLLİ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ” ilan edildi. Geçen yıl 11 Kasım’da “Geleceğe Nefes” kampanyasında, 1,2 milyon vatandaşımızla, 4 saatte 5.223 lokasyonda, 193 bin dekar alanda 13,8 milyon fidan diktik. 1 saate en fazla fidanı dikerek, Guinness Rekorlar Kitabına girdik” diye konuştu.

“ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELE KAPASİTEMİZİ ARTIRDIK”

‘Yangınlara müdahale süresi, 18 yıl önce 40 dakika idi. Biz bunu 12 dakikaya düşürdük’ diyen Bakan Pakdemirli, 2023 hedefinin ise bu süreyi 10 dakikaya indirmek olduğunu belirtti ve ”İlk defa İnsansız Hava Araçlarını (İHA) orman yangınlarını izleme amacıyla kullanmaya başladık. Bir İHA ile anlık olarak 600-800 Bin hektarlık alanı, 1 dakika içinde ise, 3 ile 3,5 milyon hektarlık alanı tarayabiliyoruz. Böylece yangınları en hızlı şekilde tespit ederek bölgeye ulaşıyoruz. Öncekilerden 3 kat daha fazla su taşıyan amfibik uçakları, ilk defa 2020 yılında hizmete aldık. 2020 Kasım ayında sonuçlandırılmak üzere 5 uçak alım çalışmasını başlattık” dedi.

“DÜNYANIN 3. BÜYÜK TOHUM-GEN BANKASINA SAHİBİZ”

Bakan Pakdemirli, yurt içinde kullanılan tohumların yerliliğine de değindi. ”Tohum, üretimin can damarı. Biz atalarımızdan kalan tohumları hem koruyoruz hem de üretime yeniden kazandırıyoruz. Ankara’da Dünyanın 3. Büyük tohum-gen bankasına sahibiz. Verimi artıran sertifikalı tohum üretimini 18 yılda 8 kat artırdık. Türkiye tohumu, yerli tohumculukta büyük mesafeler aldı. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96’sı yerli! Türkiye’de tohumculukla ilgili firmaların %94’ü yerli firmalardır. Tohum ihracatı 18 yılda, 17 milyon dolardan 149 milyon dolara yükseldi.”

”KİM OLURSAN OL, DİJİTAL TARIM PAZARINA GEL!”

Bu yıl, ülkemiz tarımı adına; tam anlamıyla dijital bir devrime imza attıklarının önemine değinen Bakan Pakdemirli, “Nisan ayında Şura Eylem planında yer alan ve geleceğin tarımına

yön verecek bir dijital sistemi, DİTAP’ı uygulamaya aldık. Burada sözleşmeli üretim başta olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşmesi, fiyat istikrarının sağlanması, aracı unsurların kaldırılması, üreticinin pazar gücünün artması, finansman olanaklarının arttırılması gibi tarıma değer katacak birçok faktör var! 4 ayda üye sayısı 37 Bini, toplam ciro 110 Milyonu geçti. DİTAP’ın bir sloganı vardı:

Kim Olursan Ol, Dijital Tarım Pazarına Gel!

 

Sistemde bugün küçük üreticilerden büyük firmalara, bireysel alıcılardan dev perakendecilere kadar binlerce üye var. Biz bir tohum attık. Tohum yeşermeye başladı. İnşallah büyüyecek ve meyvelerini vermeye başlayacaktır” dedi.

‘ARTIK DİJİTAL TEKNOLOJİ HAYATIMIZIN HER YERİNDE!’

Bakan Pakdemirli Türkiye’nin dijital teknolojide de yerini aldığını belirtti; “Tarım ve Orman da, bu dijital hamle içerisinde, güçlü bir alt yapıyla yerini almıştır.  Son 2 yılda geliştirdiğimiz güçlü projeler sayesinde birçok hizmetimizi dijital ortama taşıdık. Ortaya koyduğumuz bu dijital dönüşüm hamlesiyle; üretimden tüketime, mekanizasyondan desteklere, doğru veri elde etmekten eğitime kadar her adımı birebir takip ediyor, planlıyor ve geliştiriyoruz.  Çiftçiye maliyet, zaman ve verim avantajları sağlıyoruz. Bakanlık olarak da, nitelikli tüm verileri tek merkezde topluyoruz. Tarım orman arazilerini ve su kaynaklarını 7/24 kontrol altında tutuyoruz. Dijital Dönüşüm hamlesi kapsamında Temmuz ayında,

E-Tarım Portalını hayata geçirdik. E-Tarım Portalı; Bakanlığımızın çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan online bir sistemdir. Toplam 138 hizmeti bu portaldan sunuyoruz. Üreticiler tarımsal faaliyetine ilişkin tüm bilgilerinin özetine buradan ulaşabilir. Çitçilerimiz, ÇKS ve ön 14 farklı destek kaleminde başvurusunu sistem üzerinden rahatlıkla yapabilir. Yetiştiricilerimiz hayvanları ile ilgili 26 farklı hizmete bu sistemden ulaşabilir. Tarımsal faaliyetlere ilişkin 10 farklı hizmet ile Bakanlığımızın sunduğu 82 hizmetin başvuruları buradan yapılabilir. Tüm vatandaşlarımız gıda ile ilgili tüm şikâyetlerini de sistem üzerinden bildirebilir, eski şikâyetlerinin sonuçlarını da buradan takip edebilirler. Ayrıca, 81 ilimizdeki üreticilerimiz kendilerine en yakın tohum, gübre ve zirai ilaç bayilerinin isimlerini sistem üzerinden görebilir, en yakın lisanslı depo bilgilerine ulaşabilirler” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: www.tarimorman.gov.tr