Çiftçi TV’nin Bursa Tarım Fuarı’ndaki canlı yayınına katılan Gordes Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Tuna Mumcuoğlu, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir yem üreticisi olarak derdini anlatamadığından yakınan Tuna Mumcuoğlu “7 yıldır yem sektöründeyim hayatımda hiç bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum. Hammadde ve ürün fiyatlarının bir günü bir gününü tutmuyor ama bunu müşteriye anlatmak kadar zor bir olay yok. Herkes yem üreticisi olarak bizi suçluyor, zam yaptınız, fiyatları yükselttiniz diye. Bir çuval yemin içindeki hammaddenin yüzde 70’i dolar ve avro olduğu sürece yem üreticisi olarak bu artışı fiyata yansıtmak zorundayım. Köylü de haklı, bizde haklıyız, herkes haklı. Zor bir yıl geçti, 2019’da da bu şekilde olursa kırılmalar büyük bir şekilde devam edecek” diye konuştu.

“Bu karar uygulanamaz!”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın enflasyon tedbirleri kapsamında yem fiyatlarında yüzde 10’luk bir indirim yapılacağını ve yem sanayisinin de bu karara uyacağına ilişkin açıklamaya değinen Mumcuoğlu, “Bunu neye göre söylüyorlar. Hammadde düşmeden bunu kimse yapamaz ki? Bunun olacağına inanmıyorum. Nasıl ki sütte belli bir referans fiyat belirleniyor ve bunu kontrol edip uygulayamıyorlarsa bunu da uygulayamazlar” şeklinde konuştu.

“Kontrol olmadan fırsatçılar durmaz”

Devletin fiyatlar üzerindeki kontrol etkisinin çok zayıf olduğunun altını çizen Mumcuoğlu, “Bu yemin maliyeti belli. Devlet, devletliğini gösterecek, elinde her zaman hammaddesi olacak, piyasada fırsatçılar hammaddenin fiyatını yükselttiği an, alım açıklaması yapacak. Örneğin mısır fiyatları, bir ay önce 1,30 lira iken şimdi düştü 93 kuruşa. Aynı mal. Açık söyleyelim bu fırsatçılık. Ama devlet denetimini yapacak ve buna izin vermeyecek. Zoraki olarak değil, fiyatlar yükselince alım yapacağına dair bir açıklama yapacak ve fiyatlar düşecek. Ama bu açıklama yapma esnasında geç kalmayacak. Zaman açıldıkça olan üreticiye oluyor. 30 gün önceki mısırla şu anki mısır aynı ama fiyatın yüzde 30 yükselmesi ve gerilemesi neden? İşte bu fırsatçılık. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Devlet küçük olacak ama kontrol kısmı güçlü olacak. Ayrıca cezaları da yüksek olması gerekiyor. Bizde devlet büyük ama kontrol yok” diye konuştu.

“İnekler kesime gidiyor”

Krizin her geçen gün derinleştiğinde dikkat çeken Mumcuoğlu, “Yasak olmasına rağmen inanılmaz bir inek kesimi var. Bu daha da büyüyecek. Böyle giderse hayvan açığımız ortaya çıkacak ve kriz başka bir boyuta taşınacak. Bu fiyatlar belli bir orana getirilip haksız rekabet ortadan kaldırılmalı, özellikle benden yem almazsan sütünü almam tavrını, firmalar birleşiyor ve süt fiyatını kendilerine göre belirliyorlar. Böyle giderse hayvancılığımız yüzde 30 gerileyecek. 2018 yılında hepimiz zarar ettik ama ne olursa olsun üretmek zorundayız. Üretim yapmazsak yine dışarıdan her zamanki gibi ürünler gelecek köylü yok olacak, köylü olmazsa biz olmayız” dedi.

Yem fiyatı neden artıyor?

Yem fiyatlarının döviz kuru ile doğru orantılı olarak arttığını hatırlatan Mumcuoğlu, “Yemin içine koyduklarımız; pirinç kepeği yüzde 70 ithal, mısır şu anda yüzde 80’i yerli, arpa yüzde 50 ithal, buğday kepeği ithal, ayçiçeği küspesi ithal vs. Bu saydığım ürünlerin yüzde 70’i dolar üzerinden işlem görüyor. Yemin içine koyduğumuz bir diğer malzemeler olan amino asitler, koruyucular, vitaminler, minerallerin hepsi ithal ve avro üzerinden alıyoruz. Döviz kuru ne kadar artıyorsa biz de yemin fiyatını artırmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Hammaddenin maliyeti arttı

Soyada ABD borsasına göre fiyatların belirlendiğini dile getiren Mumcuoğlu “Normalde firmaların kârlılıkları bellidir. Liman teslim fiyatının üzerine 8 – 10 dolar maliyet, 8 – 10 dolar da kâr koyarlar. Ancak kârlılık 50 – 60 dolara çıktı şu anda. Bunun yanında vadeleri de azalttılar. Devletin buna da müdahale etmesi lazım. Soya yetiştiriciliğini artırmamız lazım soya olmadan yem olmuyor” dedi.

“Devletin parası çarçur edildi”

Devletin firmalara çok güzel krediler sağladığını ancak bu kredilerin nasıl kullanıldığının kontrol edilmediğine vurgu yapan Mumcuoğlu “Devlet tarafından firmalara verilen kredilerin pek çoğu doğru yerlerde kullanılmadı, verilen kredilerin yüzde 70’i borçların ödenmesine gitti, malları da kendi üzerlerine geçirdiler. Sonra firmalar konkordato ilan etmek istiyorlar. O paraların hepsi zaten kaçtı” diyerek sözlerini noktaladı.