Resmi Gazete’nin 26 Aralık 2018 tarih ve 30637 sayılı nüshasında yayımlanan 497 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 30 Haziran 2019 tarihine kadar ithal edilecek 300 bin ton yağlık ayçiçeği için gümrük vergisi sıfırlandı.

Tarım ürünleri ithalatımızda en büyük payı yağlı tohumlar ve bitkisel ham yağ almaktadır. Bu kapsamda 2017 yılında 3,2 milyon ton yağlı tohum ithalatına 1,5 milyar dolar, 1,4 milyon ton bitkisel ham yağ ithalatına ise 1,3 milyar dolar ödendi.

TÜİK tarafından verileri yayımlanan 2018 yılının Ocak-Ekim döneminde ise 3,1 milyon ton yağlı tohum ithalatına1,3 milyar dolar, 1 milyon ton bitkisel yağ ithalatına da 801 milyon dolar ödendi.

Yağlı tohumların 2018 yılı ithalatı içinde 627 bin ton ile ayçiçeği tohumu ithalatı %20 paya sahip olup karşılığında 323 milyon dolar ödendi. Bitkisel ham yağ ithalatı içinde ise ham ayçiçeği yağı 391 bin ton ile %39 paya sahip olup 315 milyon dolar ödendi.

TL’nin döviz kuru karşısında yaşadığı değer kaybı 2018 yılının ilerleyen aylarında ayçiçeği tohumu ithalatının cazibesini yitirmesine neden oldu. Bir ton ayçiçeği tohumu ithalatı için ödenen dövizin TL karşılığı 2018 yılı Ocak ayında 2.019 TL iken Temmuz ayında 2.534 TL’ye yükseldi. TL’nin değer kaybının hızlandığı Ağustos ayında 4.730 TL olan ithalat fiyatı Ekim ayında 6.304 TL’ye ulaştı. On aylık süreçteki artış Ocak ayına göre %212 oldu.

Ham ayçiçeği yağı ithalatındaki fiyat seyri de benzer oldu. Bir ton ham ayçiçeği yağına ödenen dövizin TL karşılığı Ocak 2018’de 3.661 TL iken Temmuz’da 3.783 TL, Ağustos’ta 4.077 TL ve Ekim’de 4.329 TL oldu. TL’nin değer kaybetmesinden kaynaklı ham yağ ithalat fiyatındaki artış da Ocak ayına göre %18 oldu.

Ayçiçeğinin hasat zamanı ülkemizde Temmuz Ağustos aylarıdır. Tam da hasadın yaklaştığı bir dönemde 5 Haziran 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11841 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında uygulanan %27’lik gümrük vergisi oranı 1 Ağustos 2018 tarihine kadar geçerli olmak üzere %13’e ve %36 oranında uygulanan ham ayçiçeği yağı ithalat gümrük vergisi de %23’e düşürüldü.

Üretmek yerine sadece iç piyasa fiyatlarını baskı altına alma amacını taşıyan bu hamle amacına ulaştı. TÜİK verilerine göre bir ton ürününü satan ayçiçeği tohumu üreticisinin eline Ocak’ta 2.610 TL, Temmuz’da 2.700 TL geçerken, Ağustos ayından itibaren zirve yapan TL’nin değer kaybı çiftçiye neredeyse hiç yansımayarak Ağustos’ta 2.870 TL, Ekim’de 2.920 TL oldu. Ocak ayına göre çiftçinin eline geçen fiyattaki artış Ekim ayında %12’de kaldı. Buna karşın dekara ayçiçeği tohumu yetiştirmenin maliyeti 2017 yılında 332 TL’den 2018 yılında 464 TL’ye %40 arttı.

Ülkemizde sıvı yağ tüketiminde ayçiçeği yağı en önemli yeri tutmaktadır. Yıllık tüketimimiz toplamda 950 bin ton civarında olup bunun yaklaşık %55’lik bölümünü yerli ayçiçeği tohumu üretimimizle, kalan %45’lik bölümünü ise yağlık ayçiçeği ve ham yağ ithalatı ile karşılıyoruz.

Son yıllarda arttırılan prim desteği ile ayçiçeği tohumu üretimimizde dikkate değer bir artış sağlandı. 2013 yılında kilo başına 24 kuruş olan prim desteği 2014 yılında 30 kuruşa ve 2016 yılında 40 kuruşa yükseltildi. Buna karşın son üç yıldır 40 kuruş seviyesinde kalan prim desteği, diğer yağlı tohumlu bitkilere verilen desteğin hala hayli altındadır.

Prim artışına paralel olarak ayçiçeği tohumu üretimimiz 2013 yılında 1 milyon 523 bin tondan 2017 yılında 1 milyon 964 bin tona yükseldi. Ancak, 2018 yılında %0,7’lik bir gerileme ile 1 milyon 950 bin ton civarında olacağı tahmin edilmektedir.

Çiftçinin sürekli artan üretim maliyetleri karşısında ayçiçeği tohumu üretim hızı yavaşlamışken, bu kez de 26 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile 30 Haziran 2019 tarihine kadar %0 gümrük vergisiyle 300 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu ithalatı serbestliği getirildi. Bu karar üretmek için politika geliştirmek yerine ithalat kolaycılığına kaçmaktan öte bir şey değildir.

İthalatta gümrük vergilerinin indirilmesi hatta sıfırlanması ayçiçeği tohumu üretimini arttırmak ve üyesi çiftçilere daha fazla kazandırma uğraşısı içerisinde olan kooperatif birliklerini de son derece zor durumda bırakmakta hatta zarar etme noktasına getirmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bitkisel yağlar sadece gıda olarak değil enerji ve kimyasal sektörlerinde de stratejik ürün konumuna gelmiştir. Bu nedenle bitkisel yağ üretimimiz içinde en büyük paya sahip ayçiçeği yağı üretimimizi yerli üretimimiz ile karşılamak, hammaddede ithalat bağımlılığından kurtulmak son derece önemlidir. Bu hedefe ulaşmak için diğer sektörler de dikkate alınarak ayçiçeği tohumu üretimimizi %100 civarında arttırmamız gerekmektedir.

Ayçiçeği tohumu üretimimizi arttırmak için öncelikle son üç yıldır 40 kuruşta takılıp kalan prim desteğini artırmak ve çiftçinin kazanmasını sağlayıcı tarım politikalarına yönelmek gerekiyor. Aynı şekilde alana hizmet veren kooperatif birliklerini de desteklemek, zarar etmelerinin önüne geçmek şart.

Ayçiçeği tohumu tarımı tıpkı buğday gibi susuz şartlarda rahatlıkla yapılabilmektedir. Bu avantajdan yararlanarak uyum sağlayabileceği nadas alanlarında ayçiçeği tohumu tarımını yaygınlaştırmayı hedefleyen projeler hayata geçirilmelidir. Aynı şekilde ekim nöbetine alınarak da tarımı yaygınlaştırılmalıdır.

Ayçiçeği tohumu tarımında tek bir sulama ile verimi iki katına çıkarmak mümkündür. Buradan hareketle tarım alanlarımıza suyu en ekonomik ve hızlı şekilde götürmek öncelikli hedefler arasında yer almalıdır.

Çiftçinin kullandığı tarımsal girdilerde yurtdışı bağımlılığından kaynaklı üretim maliyetleri yükselmekte dış piyasalarla rekabet edilemeyerek ithalat baskısı oluşmakta ve yerli üretimimiz zarar görmektedir. Hammaddelerin ülkemizde üretilme olanakları araştırılmalı, ilk aşamada ise girdiler desteklenerek maliyetler aşağı çekilmelidir.

Sanayicinin ve kooperatif birliklerinin ambalajlamada kullandıkları sac ve plastik materyalin bile önemli miktarda yurtdışından gelmesi yağın fiyatını arttırmaktadır. Ambalaj materyallerinin de kaliteli bir şekilde ülkemizde üretilmesi desteklenmesi tüketiciye sunulan yağ fiyatlarında gerilemeye yol açacaktır.

Ayçiçeği tohumu üretiminde önde gelen ülkelere baktığımızda yağ oranı bizden daha yüksek tohumlar kullandıkları görülmektedir. Çiftçimize yağ oranı yüksek daha kaliteli tohum temin etme yoluna gidilmelidir.

Üretimimizi olumsuz etkileyen döviz kurundaki spekülatif hareketlere, faiz oranlarına, emtia fiyatlarına ve maliyetinin altında çiftçinin ürününü satmak zorunda bırakan piyasa mekanizmalarına karşı tedbirler alınmalıdır.

İthalat yerine üretime yönelik olarak tarıma aktaracağımız kaynak ve yatırımlar çok daha büyük bir kazanç olarak geri dönecek, halkımızın refah ve mutluluğu artacaktır.