İnsanoğlunun yaratıldığı günden itibaren her dönemde var olan hükmetmek, idare etmek, yok etme arzu ve isteği her daim insanları ve ülkeleri birbirine düşman etmiştir. Bu düşmanlık her dönemde farklı olaylarla gün ışığına çıkmıştır. Kimi zaman yaylak kimi zaman enerji kimi zaman petrol kimi zaman silah kimi zamanda ekonomik olarak sahnelenerek insanlara hedef saptırmak suretiyle insanları ve ülkeleri dizayn etmeye çalışıyorlar. Aslında bütün bu olayların temelinde kendini ve ırkını üstün görerek şeytanlaşan belli bir kesimin zeki ve dâhice planları yatmaktadır. Bu planların hedefi insanların en doğal zaruri ihtiyacı olan ‘Gıda’ dır yani besin maddelerini şekillendirmektir. Gıdaya hükmeden dünyaya hükmeder mantığıyla hayvansal ve bitkisel üretimde istedikleri doğrultuda üretim yaptırmanın yolunu açıyorlar. Daha çok ürün daha çok para hırsını ve paraya olan ihtiyaç yollarını kullanarak insanoğlunun zaafları ile birlikte kendi kendimize öyle bir üretim yaptırıyorlar ki sadece sorunlarla boğuşan aslında üretim yapılıyor gibi görünen sadece hayvan bulunduran üretici değil tüketici bir ülke konumuna sokuyorlar. Böylece yönetmeye çalışıyorlar.

Bu noktada hayvansal ve bitkisel üretimin başkomutanları olabilecek ziraat mühendisleri üzerinde gerekli ameliyatlar yapılarak hayvansal ve bitkisel üretimin önünü açacak olan beyin takımı belli çevreler tarafından etkisiz yetkisiz vasat bir hale getirilmektedir. Bu sayede yediğimiz, içtiğimiz kısaca tükettiğimiz gıdalar belli bir kesimin kontrolünde istedikleri şekilde ne idü belirsiz bir vaziyette sofralarımızda yerlerini almaktadır. Böylece hastane koridorlarını hasta ve hasta yakınlarıyla doldurarak hastalıkla uğraşan, üretemeyen, düşünemeyen beyinleri ipotek altında bir toplum projesi sergileniyor. Daha vahim olanı gerekli donanımı olmayan hayvansal ve bitkisel üretimle alakası olmayan sadece tüketici durumunda olanların ahkâm kestiği bir saha oluşturuluyor. Bu işi yapması gerekenler tribün de seyre mahkûm edilerek, kendi kendine çıkmazdan kurtulmak için üretim yapma çabasında yorgun gergin sorunlarla boğuşan bir üretici oluşturuluyor. Üreticinin gazını almak içinde sadece sorunların konuşulduğu ama sorunların çözülmediği dile getirildiği platformlar sağlanarak bu şekilde kısır bir döngü meydana getiriliyor. Bütün bu oyunları ve sistemi değiştirmek için, işin ehli uzmanlara sunulacak imkânlar la kamuoyunu bilgilendirmek, bu oyunları bozmak sağlıklı ekonomik üretimin lokomotifi olmak için bilimin ve teknolojinin ışığında ziraat mühendisleri tribünden sahaya inerek olması gereken doğruları gün ışığına çıkarmak için mücadele etmelidir. Hep beraber onlar bunlar şunlar demeden bilgi ve tecrübelerimizi harmanlayarak topyekûn mücadele etmeliyiz. Her fert yaptığı işin en iyisini yapmak zorundadır. Hep birlikte başarıyı ancak bu şekilde yakalarız. Yoksa daha uzun yıllar birbirimizle uğraşarak sorunların içinde bize verilen ömrü heba ederek bitiririz.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ‘Köylü Milletin Efendisidir ve Milli Ekonominin Temeli Ziraattır’ diyerek her şeyin özünü hayvansal ve bitkisel üretimin önemini bizlere göstermektedir. Bunları sadece köşe yazılarında değil hayatımızın odak noktalarında bulundurup hayata geçirmemiz gerekir.

Hayvansal ve bitkisel üretimde ülkemize birçok katma değer katan içinde bulunduğum Çiftçi Tv Ailesinin gerçekleri kamuoyuna duyurma, üreticiyi ve tüketiciyi bilinçlendirme üzerine yaptığı bu özverili çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Saygılarımla…