Doğumu takiben kuzuların ağızlarından aşırı miktarda salya akmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır.

Hastalığa yurtdışında Watery Mouth Disease (WMD) yani Sulu Ağız Hastalığı, Salyalı Kuzu Hastalığı adını veriyorlar.

Sulu Ağız veya Islak Ağız hastalığının etkeni E. coli’dir. Hazırlayıcı faktörler hastalığın ortaya çıkmasında büyük rol oynarlar. Sürü yönetiminin temel ilkeleri olan “Kuru ve Temiz” sisteminin tersine ıslak ve pis barınaklar, kapalı, kalabalık, sıkışık ağıllar, hijyenik olmayan koşullar hastalığa zemin hazırlayan etmenlerdir.

İkizlik, üçüzlük gibi çoklu doğumlar hastalığa yatkın kuzuların doğmasına sebep olur. Gebeyken annelerin kötü beslenmeleri, ağız sütünün kalitesiz ve miktar olarak yetersiz olması hallerinde doğumu takip eden 2-3 gün içinde Islak Ağız Hastalığı ortaya çıkar.

Hasta kuzuların alt çeneleri ıslaktır. Karınları şişkin, gergin olur. Çoğunlukla kabızlık ortaya çıkar. Kuzu kabız olduğunda anne karnındayken biriken dışkıyı (mekonyum) dışarı atamaz. Bağırsaklarda biriken ve hızla üreyen E. coli toksin (zehir) salgılamaya başlar. Toksinler birikip kana karışır. Kuzular endotoksemi ve endotoksik şok sebebiyle ölürler.

Emmeye istek göstermeyen, karnı şişmiş, gerilmiş, durgun, halsiz, yatar vaziyette olan kuzuların iyi bir gözlem ile erken teşhis edilerek derhal tedaviye alınması gerekir. Yaşam gücü azalmış bu tip kuzuların tedaviye yanıt vermesi genellikle yüzde 20 oranında başarılı olur. Ne yazık ki; ölüm oranı yüksektir.

Birçok hastalıkta olduğu gibi, koruma önemlidir. Koruma ucuz ve garantili bir yöntemdir. Annelere doğuma yakın dönemde mutlaka E. coli’den koruyacak aşı yapılmalı, doğumdan hemen sonra ise kuzulara E. coli’ye karşı hazırlanmış antiserum uygulanmalıdır.

Barınaklarda ‘’Kuru ve Temiz’’ sistemine dikkat edilmeli, kuzular doğum sonrası iyi gözlenmeli, annelerin beslenmesine özen gösterilmelidir.

Gebe koyunlar enerji, protein, vitamin ve mineral yönünden eksiksiz beslenmeli, doğumdan hemen sonra yavru suları ve eşler derhal ortamdan uzaklaştırılmalıdır.

Hasta kuzuların tedavisi her zaman başarılı olmasa da, tedavide yapılacak ilk iş ağızdan sıvı desteğidir. Gerekli elektrolitleri içeren sıvı destekleri vakit kaybedilmeden verilmelidir. Ağızdan veya enjeksiyon tarzında antibiyotik kullanımı erken safhalarda belki yarar sağlayabilir. Yangı gidericiler kullanılabilir. Bağırsakların boşalması için sabunlu suyla lavman yapılabilir.

Anlaşılacağı gibi; tüm bu tedavi girişimlerine gerek kalmaması için ‘’koruma’’ daima ön planda tutulmalı, ihmale yer verilmeden aşılamalar yapılmalı, antiserumlar kullanılmalı, tüm hijyen kuralları yerine getirilmelidir.