Embriyo transferi genetik olarak yüksek verimli ineklerden elde edilen embriyoların, taşıyıcı ineklere nakledilmesidir. Sığırlarda embriyo transferi dünyada yaygın olarak uygulanmaktadır. Özellikle 1970’li yıllardan sonra embriyo transferi teknolojisi hızla gelişmiş ve günümüzde Kuzey Amerika başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ülkelerin başında Fransa, Hollanda, Rusya, Almanya, İspanya ve Finlandiya gelmektedir. Ülkemizde ise hala istenilen düzeyde değildir. Son yıllarda yapılan çok az sayıda bilimsel çalışmaların dışında özel sektörde embriyo transferi uygulayan çiftlik sayısı yok denecek kadar azdır. Bunun birçok nedenleri vardır. Öncelikle çiftçilerimiz embriyo transferi konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Tabii ki burada üreticilerimizin beklentileri nelerdir onları ortaya koymamız gerekiyor. Üreticiler sahip oldukları ineklerden sadece süt ve yılda bir yavru mu elde etmek istiyorlar, yoksa elit bir sürü mü oluşturmak istiyorlar? Bu sorunun cevabı elbette basit, elit bir sürü ve bu sürünün sürdürülebilir değerde ürünler üretmesidir. Böyle elit bir sürü oluşturmanın en kısa yolu embriyo transferi uygulamalarıdır. Öyleyse embriyo transferinin temel amacı, değerli dişi damızlıkların döl verimliliğinin yükseltilmesidir. Ayrıca sığır yetiştiriciliğinde düşük fertilite oranları ve uzun jenerasyon aralığı nedeniyle kullanımı faydalıdır. Bunların dışında uygulanma alanları şöyle sıralanabilir:

1-Bir inek hastalıklara karşı dayanıklı ve genetik olarak üstün verim özelliklerine sahip olabilir. Bu ineğin bu özelliklerinden embriyo transferi yöntemiyle azami ölçüde yararlanılabilir.

2-Embriyo transferi genetik ve finansal bakımdan güvence oluşturmak içinde kullanılır. Dünyanın en pahalı ineği “Missy” 913 bin Sterline (yaklaşık 6 milyon 473 bin TL) satılmıştır. Düşündüğünüz zaman bir inek bu kadar paraya satılabilir mi diyebilirsiniz? Şunu da bilmemiz gerekir. Bu ineği alan insanlar bu kadar parayı neden veriyorlar acaba? Bu insanlar, bu inekten embriyo transferi ile elde edecekleri erkek buzağıları sperma üretim tesislerinde kullanacaklar, dişi buzağılarından elde edecekleri erkek yavrulardan yine aynı şekilde yararlanarak dünya sperma ticaretine hakim olmaları amacıyla bu paraları veriyorlar.

3-Embriyo transferi teknolojisi kullanılarak, değerli bir inekten ömrü boyunca elde edilecek yavru sayısının 10-15 katı yavru elde edilmesi mümkündür.

4-Yaralanma, hastalık veya yaşlılık nedeniyle döl verimliliği düşük olan, genetik olarak yüksek damızlık değerine sahip inekten embriyo transferi kullanılarak yavru elde edilmesi olasıdır. Ancak döl verimi düzenli olan verici ineklerle karşılaştırıldığında bu oran üçte bir oranında azalmaktadır. Genetik olarak döl verimi düşük olan düve ve inekler embriyo verici olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.

5-Embriyo transferi uygulamalarıyla sadece bir kaç enfeksiyöz hastalık yayılır. Bu açıdan bakıldığında diğer yöntemlere göre oldukça avantajlı bir yöntemdir.

6-Embriyo transferi erken gebelik sürecinde rahimin olumsuz etkilerini en aza indiren bir yöntemdir. Böylece gebeliğin erken döneminde yavru ölümleri engellenir ve gebelik oranı artar.

7-Embriyo transferi sonrası gebe kalan ineklerde atık oranı ve anormal buzağı doğum oranı, bu yöntemin uygulanmadığı diğer ineklerden farklı değildir. Bu durum embriyoların küçük boyutta olması, çevre şartlarına uzun süre maruz kalmaması, embriyoların yıkanması ve çeşitli işlemlerden geçirilmesi sonrası etkili bir şekilde korunmasına bağlanmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, genetik materyalin embriyo şeklinde olması, canlı hayvan ve spermadan çok daha güvenlidir.

8-Sürü ıslahı açısından bakıldığında, mevcut sürülerin sağlığını riske atmamaktadır. Yeni doğacak bir buzağı %100 istenilen genotipe sahiptir. Bu buzağı pasif bağışıklık sayesinde bulunduğu çevreye adaptasyonu en üst düzeyde olmaktadır. Embriyo transferi ile bir sürüde birkaç jenerasyonda değişiklik oluşturmak mümkündür.

Embriyo transfer programlarında dikkat edilmesi gereken birçok husus vardır. Çünkü en küçük bir noktanın hafife alınması neticesinde gebelik oranlarının son derece düşük olduğu görülmektedir. Burada en önemli nokta embriyo kalitesidir. Embriyo kalitesini artırmaya yönelik bilimsel çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Sürülerde uygulanan yöntem gebelik oranlarını etkilemektedir. Örneğin taze embriyo transferlerinden elde edilen gebelik oranları dondurulmuş embriyo transferlerine göre daha yüksektir. Süt ırkı ineklerde gebelik oranları, et ırkı inek ve düvelerden daha düşüktür. Holştayn ırkı ineklerde gebelik oranları embriyo kalitesi, embriyo evresi, doğum sayısı, alıcı ineklerin buzağılama problemleri ve rahim enfeksiyonlarından etkilenir. Gebelik oranları özellikle yaz mevsiminde ısı stresine bağlı olarak düşüş göstermektedir.

Hayvancılığımızın geliştirilmesi, ıslah çalışmalarının hızlandırılması, genetik seleksiyonun sağlanması, et ve süt verimliliğinin artırılması ve bunlara ek olarak genetik kaynakların korunması amacıyla embriyo transferi çalışmalarının titizlikle yapılması teşvik edilmelidir. Böylece hem taze embriyolar transfer edilecek hem de elde edilen fazla embriyoların dondurularak saklanmasıyla ülkemiz hayvancılığının güvence altına alınması sağlanmış olacaktır.