İneklerde her yıl bir yavru almak en önemli hedeftir. Bu hedefi gerçekleştirebilmek için bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Gebelik çeşitli faktörler tarafından etkilenmektedir. Kızgınlıkların doğru tespitinin yapılması, doğru zamanda tohumlama ve fertil bir sperma ile tohumlama gebelik oranını direkt olarak etkilemektedir. Burada aşağıdaki formülü ortaya çıkarabiliriz.

Gebelik= İnek fertilitesi x Boğa fertilitesi x Kızgınlık Belirleme Etkinliği x Veteriner Hekim

Döl verimliliğini etkileyen faktörler; bakım, yeterli ve dengeli besleme, rutin muayeneler, personel eğitimi, hayvanların izlenmesi ve gözlenmesi ve düzenli kayıtların tutulmasıdır. Doğru ve hijyenik yapılan sağımlar, metabolik ve enfeksiyöz hastalıklar, hayvan refahı ve ayak bakımlarının düzenli aralıklarla yapılması fertilite üzerinde önemli etkiler yapmaktadır. Son yıllarda süt veriminin artmasına bağlı olarak gebelik oranında düşme gözlenmektedir. Vücut kondüsyon skoru (resimler, Wayne Kellogg’dan alınmıştır), vücut ağırlığı, uterus (rahim sağlığı), kızgınlık döngüsünün 18-24 gün aralıklarla devam etmesi ve enerji balansı döl verimliliğini etkileyen faktörlerdir. Aynı zamanda süt verimi de birçok faktörden ekilenmektedir. Güç doğum şekillenen ineklerde doğum sonrası ilk bir ay içerisinde süt verimi %3 oranında düşmektedir. Yavru zarlarını 12 saat içerisinde atamayan ineklerde bu oran %4, süt humması gelişen ineklerde %5, abomasum deplasmanı (mide dönmesi) olgularında %16, ketozis olgularında %8, metritis olgularında %4, mastitis olgularında %6 ve ayak hastalıklarında %4’tür.

Vücut kondüsyon skoru hayvanların bulunduğu döneme bağlı olarak değerlendirilmelidir. Buna göre kuru dönemde ve buzağılama sırasında 3.5-4.0, doğum sonrası ilk bir ay ve orta laktasyon döneminde 3.0, geç laktasyonda 3.25-3.75 ve ilk doğumunu yapan düvelerde 3.5 olmalıdır. Kuru dönem ve geçiş dönemi beslenmeleri yeterli ve dengeli bir şekilde ayarlanmalıdır. Özellikle gebeliğin son 3 ve buzağılama sonrası 3 haftalık dönemde mineral madde ve vitamin desteği çok önemlidir. Bu dönem beslenmesi uygun olan hayvanlarda doğum sonrası yavru zarlarını atamama, süt humması, ketozis, metritis, yumurtalık kistleri, endometritis, gizli kızgınlık, kızgınlık göstermeme, karaciğer yağlanması, abomasum deplasmanı (mide dönmesi) ve mastitis gibi döl verimini azaltan hastalıklarla karşılaşılması çok düşük bir ihtimal olarak görülmektedir.

Resim 1. İneklerde Vücut kondüsyon skoru (Wayne Kellogg, https://www.uaex.edu/publications/pdf/FSA-4008.pdf)

Ancak fertilitenin iyi yönetilmesi sonucunda hem süt verimi hem de buzağı sayısında artış olmuştur. Örneğin süt veriminin artmasına bağlı olarak ineklerde kızgınlık süresinin son derece kısaldığı, buna bağlı olarak kızgınlık gösteren ineklerin takibinin zorlaştığı, ineklerin kızgınlık belirtilerini gece saatlerinde gösterdiği belirlenmiştir. Kızgınlık takibinin zor olması nedeniyle kızgınlık takibi yapılmadan ineklerin gebe kalmasına yönelik çeşitli protokoller uygulanmaktadır. Bu protokollerde uygulanan hormonların kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Uygulama yapılacak hayvanlarda tanının doğru konulması en önemli husustur. Bu amaçla reprodüktif organların muayenesi ve laboratuvar analizleri sorunun çözümünü kolaylaştıracaktır. Rastgele yapılacak uygulamalar yarardan çok zarar getirecektir. 
  2. Havanın gebelik durumu kesin olarak doğrulanmalıdır. Yanlış hormon uygulamaları ile atıklar şekillenebilir.
  3. Hormon uygulamalarının bakım ve beslenmesi kötü olan hayvanlarda sorunu çözmeyeceği bilinmelidir.
  4. Bu uygulamalardan önce üreme kanalında enfeksiyon olmamasına dikkat edilmelidir.
  5. İneklerde hormon uygulamalarını yapmak için buzağılamanın üzerinden en az 35 gün geçmesine özen gösterilmelidir (yüksek süt verimli inekler hariç).

Uygulanan bu protokollerde ineklerin kızgınlık göstermesi istenilmez, hormon uygulamaları sonrasında belirli saatte suni tohumlama uygulamaları yapılmaktadır. Sahada yaygın olarak kullanılan Ovsynch, Cosynch, GnRH-Ovsynch, Presynch-Ovsynch, Doubleovsynch, G6G-Ovsynch, Resynch protokolleridir. Bazı protokoller doğum sonrası ilk tohumlamalarda iyi sonuç verirken, bazı protokoller ineklerde, bazı protokoller düvelerde, bazı protokoller kızgınlık belirtisi göstermeyen ineklerde kullanılmaktadır. Özellikle kızgınlık sorunu görülen sürülerde Ovsynch ve Heatsynch protokolleri yarar sağlamaktadır. Yine kızgınlık belirtileri görülmeyen inekler ve düvelerde progesteron destekli programlar ile çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Ancak küçük aile işletmelerinde genellikle kızgınlık takibi yapılarak suni tohumlama uygulamaları gerçekleştirilmektedir. 

Ayrıca suni tohumlama sırasında veya suni tohumlamadan bir süre sonra bazı hormon uygulamalarıyla gebelik oranlarının artırılmasına yönelik uygulamalarda yapılmaktadır. Bu uygulamalarda amaç gebeliğin erken dönemlerde gerçekleşen yavru kayıplarını azaltmaktır. Gebeliğin devamlılığını sağlayan progesteron hormonu yetersizliğine bağlı olarak özellikle yüksek süt verimli ineklerde yavru kayıpları sık şekillenmektedir. Bu uygulamalar sonucu kan progesteron düzeyi yükseltilerek gebelik oranları artırılmaktadır. 

Bunların yanında hayvanların refah seviyelerinin artırılması gerekmektedir. Uygun gezinti alanları, yataklıklar, istediği kadar suya ve yeme ulaşabilme kolaylığı, yem artırma problemlerinin takip edilmesi, ayak problemlerinin takibi, 6 ayda bir ayak ve tırnak bakımının yapılması, doğum için ineğin bir hafta önce doğumhaneye alınması, havalandırma ve çevre ısının kontrolü, sıcaklık stresinin en aza indirilmesi, yemlerin kontrolü, yemlerde küflenmenin engellenmesi, mikotoksin bağlayıcı maddelerin kullanılması, doğum sonrası genital akıntının kontrolün yapılması, vücut ısısının kontrol edilmesi, dışkı ve idrar kontrollerinin yapılması, meme sağlığı ve genital kanal organlarının sağlığının korunması gebelik oranlarının artmasını sağlayacaktır.