Merhaba…

Uzunca süredir ekrandaki birlikteliğimiz artık bu köşeden de devam edecek.

Kalemimiz döndükçe tarımı ve hayvancılığı haftada bir kezde bu köşeden konuşmayı sürdüreceğiz.

İlk yazı olunca insan heyecanlanmadan da edemiyor tabi.

Neresinden bakarsan bakalım tam bir sorunlar yumağı haline gelmiş Türk Tarımı.

Ve aslında günbegün önemsizleşen bir sektör olma yolunda hızla ilerliyor. Bunu resmi rakamlarda doğruluyor aslında.

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte 5,2 büyüdü ama tarım yüzde 1,5 küçüldü.

Ocak ayından bugüne yüzde 50’nin üzerinde zamlanan yem fiyatları, yüzde yüze varan gübre artışı…

Mazotu ise hiç söylemiyorum bile.

Zam zam zam en çok duyduğumuz sözcük oldu. Peki bu işin sonu nereye varacak?

Çiftçi her türlü zorluğa rağmen üretiyor ama artık onun da dayanacak gücü kalmadı.

Kapısına kilit vuran işletme sayısı, satılan tarlalar ve icralık olanlar…

ÇÖZÜM BASİT: YERLİ ÜRETİM

Çözüm o kadar basit ki. Yerli üretimi artırmak bütün denklemi sonuca ulaştıracak.

Dünyanın kendi kendine yetebilen 7 ülkesinden biriyken bugün 126 farklı tarım ürününü ithal eder hale geldik.

Yani her yıl milyarlarca doları yabancı çiftçiye ödüyoruz.

Aslında anlatacak, kaleme dökecek çok şey var ama ilk yazı olduğu için sizleri fazla da sıkmak istemedim.