Türkiye Ziraatçılar Derneği Ulusal Tarım ve Gıda Kongresi düzenledi. Burada bir konuşma yapan derneğin genel başkanı Hüseyin Demirtaş, tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini söyledi.

Tarımsal girdi fiyatlarındaki yükselişe dikkati çeken Demirtaş, "2018 yılında döviz fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle tarımsal girdi fiyatları yüzde 50 ile yüzde 120 oranında arttı. İster bütçeden ayrılan tarımsal destekleme bütçesi isterse tarım bütçesi açısından bakılsın, tarımsal destekleme rakamları olması gereken noktanın çok altında." diye konuştu.

Demirtaş: Tarımsal girdinin yüzde 90’ı ithal!

Demirtaş, üretici fiyatları belirlenirken en önemli unsurun maliyet olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Tarım sektöründe maliyetleri büyük ölçüde girdi fiyatları belirler. Girdilerin ise neredeyse yüzde 90'ı ithal edilmektedir. Hal böyle olunca, döviz fiyatlarında artış ya da girdi sağlayıcı şirketlerin piyasayı belirleyerek fiyatları yükseltmeleri durumunda maliyet enflasyonu olarak adlandırılan bir olgu gerçekleşmektedir. Ülkemizde gıda enflasyonu adı verilen aşırı fiyat artışlarının esas nedeni, bu maliyet enflasyonu ve üreticiden tüketiciye uzanan zincirin üretici halkasının kopmuş olması nedeniyle spekülasyona uygun koşulların ortaya çıkmasıdır."

“İthalat kısıtlanmalı”

Tarım ürünleri ve girdileri ithalatının kısıtlanarak bu alanda harcanan kaynağın üretime yönlendirilmesi gerektiğine işaret eden Demirtaş, "Böylece, hem girdilerde hem de tarımsal ürünlerde fiyatları düşürerek gıda enflasyonunu önlemek mümkündür. Bunun için kararlı bir ulusal tarım politikası uygulanmalı ve tarıma verilen destek artırılmalıdır. Kısıtlı ekonomik kaynaklar dışarıdan yapılan ithalata harcanıyor. Bu durumda dışarıdaki çiftçiyi desteklemiş oluyoruz. İthalata verdiğimiz parayı üreticiyi desteklemek için kullanırsak bir şey kaybetmeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Karakuş: Tarım ürünleri enflasyon canavarı olarak gösteriliyor

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş ise ithal edilen buğday ve mısır gibi ürünlerin büyük bölümünün dahilde işleme rejimi kapsamında getirildiğini belirterek, bunların üretimde kullanılmasıyla ihraç ürününe dönüştüğünü söyledi.

Gıda enflasyonu nedeniyle tarımsal ürünler üzerinde çok yoğun baskı bulunduğuna dikkati çeken Karakuş, şunları kaydetti:

"Son 44 ayda enflasyon canavarı tarım ürünleri olarak gösterilmiş, domates, kabak, patlıcan, karnabahar, tavuk, yumurta... İkinci, üçüncü sıradakiler saklanmış. Öteki aya bakınca en fazla fiyatı düşen kabağı kimse bilmiyor. Gıda fiyatlarındaki artışın önlenmesi için oluşturulan Gıda Komitesinin gıda fiyatlarının artışına etkisi maalesef olamıyor. 3,5 yıl önce yemin çuvalı 45 lira, kırmızı et 31 liraydı. Bu kadar yıl geçti hala 31 liraya et yedirilmek isteniyor. Üretici sistemden uzaklaştırılmasın. Tarım-sanayi entegrasyonuna emek veren üreticiler daha fazla korunmalı, kollanmalı ve buna bağlı politikalar daha fazla geliştirilmeli."